Hazreti Muaviye’ye Hz denir mi?

Question

Hz Muaviye

Hazreti Muaviyeye Hz denir mi

Selamünaleyküm hayırlı akşamlar hocam benim bir arkadaşım var uzun süredir cevabını aradığı bir soru var hz ali ile hz Muaviye arasında geçen olaylar hz denir mi yoksa lanetlenir mi ben şahsen o konuya girmiyorum ama sürekli aynı konu açılıp duruyor o konu hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz doğru olan nedir acaba şimdiden teşekkür ederim Allah razı olsun

 

BENZER KONULAR:

Answers ( 4 )

    0
    2020-12-02T18:00:11+03:00
    This answer was edited.

    Hz Muaviye, Peygamber efendimizin kayını, berberi idi.

    İslam tarihi, Müslümanları yöneten pek çok halife, sultan, kral görmüştür. Hz. Ebu Bekir ile Hz.
    Ömer ve Ömer b. Abdülaziz dışında Hz. Muaviye de hilim, şefkat ve tevazu sahibi, ülkesini başarıdan
    başarıya götüren, halkını huzur ve güven içinde yöneten Müslüman yöneticilerden sayılır.
    Hz. Muaviye’nin kişiliği, dinine bağlılığı, yönetim şekli objektif ele alınması halinde, tarihin
    ender Müslüman şahsiyetlerinden biri olduğu anlaşılabilir.
    Ne var ki, kendince bazı gerekçeler ve içtihadı ile yönetimi oğluna bırakan büyük sahâbî ve
    yönetim dehası Hz. Muaviye, Şîa’nın büyük ve ağı eleştirilerine ve hatta hakaretlerine maruz kalmıştır.

    Yapılan haksız eleştiriler, Kur’ân’ın tutumuna ve Resûlullah’ın (s) sahabesi ile alakalı hassasiyet ve
    tavsiyelerine uymadığı gibi, bu sahâbînin de kişiliğine bir zulümdür.
    Adalet ve objektiflik adına Hz. Muaviye ile ilgili övücü hadisler ve önemli insanların onun
    hakkındaki yine övücü sözleri bilinmelidir. Oğlunu veliaht tayin etmesindeki tüm saikler ortaya
    çıkarılmalıdır. Ayrıca Hz Hasan ile anlaşmasının o gün Müslüman âlemini birleştirdiği görülmüştür. Hz.
    Hasan ve Hz. Hüseyin dâhil Hariciler dışında tüm Müslümanlar Hz. Muaviye’ye biat etmiştir. Hz.
    Muaviye’ye dolaylı olarak eleştiri sebebi kılınan Kerbela hadisesi de farklı okumalara tabi tutulmalıdır.

     

    Hz. Muaviye’nin Bir Günü
    Beraber çalışmaktan onur duyduğumuz ve büyük çapta istifade ettiğimiz değerli bilim adamı
    İhsan Süreyya Sırma Hocamızın ’ûd ’den alıntı yaptığı ‘Hz. Muaviye’nin 24 saati’ nasıl geçirdiğini
    buraya almak istiyoruz:46
    ‘1. Günde beş defa halkı dinlerdi.
    2. Sabah namazından sonra görevlilerden ülkenin durumuyla ilgili bilgiler alırdı.
    3. Kur’ân’dan bir cüz okurdu.
    4. Odasına çekilir, ihtiyaçlarını görür, dört rek’at duha namazını kılardı.5. Önemli görevlerde bulunan devlet memurlarını toplar, taleplerini alır, meselelerini dinler,
    kendi düşüncelerini söylerdi. Bu çalışma kahvaltıda da devam ederdi.
    6. İstirahate çekilirdi.
    7. Öğle namazı için camiye çıkar, yerine oturur, istekleri olanların yanına gelmelerini isterdi.
    Her türlü ihtiyaç sahipleri dertlerini söyler, Muaviye de ihtiyaçlarının giderilmesi için emir verirdi.
    8. Bu işlemi günde beş defa tekrarlardı.
    9. Yatsı namazını kıldırdıktan sonra üst düzey görevlilerle toplantı yapardı.
    10. Gecenin 1/3’nü devlet işlerini görüşmekle,
    11. Gecen in 1/3’nü, diğer ülkelerin yönetim biçimlerini görevlilerle tartışmakla,
    12. Gecenin 1/3’nü, istirahatle geçirirdi.
    13. Uykusu olmadığı takdirde onu da kitap okumak ve arşivleri taramakla geçirirdi.’
    Kırk yılını bu şekilde geçiren bir vali/Halife’den söz ediyoruz

    Abdullah ÜNALAN

    0
    2020-12-02T18:02:13+03:00

    Sahabelerin ve Büyük Alimlerin Hz Muaviye hakkında sözleri

     

    İbn Abbas, ‘Yönetimde Muaviye’den daha ahlaklısını görmedim’; ‘Muaviye fakîhtir’
    demektedir. 29 Cebele b. Süheym (v. 125/743), Abdullah Ömer (v. 74/694), ‘Muaviye’den daha iyi
    yöneteni görmedim’ dedi. Ben, ‘Ömer de mi?’ dedim. İbn Ömer, ‘Ömer ondan daha hayırlıydı, ancak
    Muaviye ondan daha yöneticiydi’ naklini yapmaktadır.30
    Büyük tabiî, allame Hemmam b. Münebbih (v. 132/749), Abdullah b. Abbas’ın (v. 67/686),
    ‘Muaviye’den yöneticilik için daha iyi yaratılanı görmedim. İnsanlar rahat bir şekilde ona ulaşıp
    sorunlarını iletiyorlardı’ dediğini nakletmektedir.31
    Zehebî (v. 748/1347) şöyle demektedir: ‘Ömer’in çok sıkıntılı bir bölgeye onu ataması, Hz.
    Osman’ın bunu onaylaması-şeref olarak-Hz. Muaviye’ye yeter. Bölgeyi kontrol altına aldı, en ideal
    şekilde yönetti,-her ne kadar bazıları rahatsız oldu ise de-cömertliği ve şefkatiyle insanları memnun
    etti. Yönetici böyle olmalıdır. Her ne kadar Rasûlullah’ın (s) ashabından ondan çok daha hayırlısı, daha
    faziletlisi ve daha uygunu var ise de o, insan aklının kemaliyle, aşırı şefkatiyle, deha ve ileri
    görüşlülüğünün gücüyle bütün âlemi yönetti. Evet, bazı işleri (hata) de vardır ki hesap vereceği yer
    Allah’ın huzurudur. Hz. Muaviye halkı tarafından seviliyordu. Yirmi sene Şam valiliği, yirmi sene de
    halifelik yaptığı İslam devletinde kimse onu eleştirmedi, aksine milletler ona boyun eğdi, Arab ve
    Acem’e hükmetti. Devletinin sınırları Haremeyn’i, Mısır, Şam, Irak, Horasan, Cezire, Yemen, Mağrib
    vs.’yi kapsıyordu.’
    ‘Hz. Muaviye’yi suçluyorlardı. Oysa Muaviye’ye ilk olarak Hz. Osman yetki vermiş değildi. Ona
    Rasulullah, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer de yakınlık göstermişti. Valilerden, hayatı boyunca itibarını
    devam ettiren çok kimse mevcuttur. Muaviye b. Ebi Süfyan bunlardandı. Hz. Ömer’in halifeliğinin
    başından sonuna kadar vali idi. Onun idaresinde Şam, İslam vilayetlerinin en mamuru durumuna
    geldi.’ 33
    Hz. Muaviye saygın bir sahabî ve devlet adamı olmasaydı, Aşere-i Mübeşşere’den Sa’d b. Ebi
    Vakkas (v. 55/675), ‘Hz. Osman’dan sonra Muaviye gibi hak ile hükmedeni görmedim’ şehadetinde
    bulunur muydu? Tabiînin ileri gelenlerinden Busr b. Said el-Medenî (v. 100/718), Abdullah el-Eşec elBekîr (v. 127/745), Leys b. Sa’d (v. 175/791) vb.leri bu şehadeti onaylarmıydılar?34

    İbn Teymiyye, ‘Ebu Bekir ve Ömer dışında kıyas yapılırsa Muaviye’den daha hayırlı bir idareci
    yoktur’ demektedir.35
    Hz. Muaviye, Şam’daki kırk yıllık yöneticiliği (20 yıl vali, 20 yıl halife) boyunca, ‘Her tabakadan
    insanlara iyilik yapan, hayır yapanları destekleyen, cahillere hilimle yaklaşan; böylece eksikliklerini
    gideren, Şeriat-ı Muhammediyye’nin hükümlerini azim, kararlılık, iman ve şefkatle uygulayan,
    namazlarda imamlık yapan, toplumu iyilik ve güzelliğe yönlendiren, savaşlarda komutanlık yapan bir
    liderdir.’
    Hz. Muaviye, huzuruna aldığı vezir ve ileri gelenlere hergün şöyle derdi: ‘Herkes size asiller
    diye hitap ediyor. Bu asil olduğunuz için değil, burada benim huzurumda oturmanıza müsaade edildiği
    içindir. Bu sebeple huzuruma kabul olunmayanların menfaatlerini gözet/le/mek ve onları korumak
    vazifesi de size düşer.’ 36Kendisi de sıkıntısını bildirenlere yardım eder ve her türlü ihtiyaçlarını
    karşılardı37. A’meş (v. 148/766), adalette Hz. Muaviye’yi Ömer b. Abdülaziz’e tercih ederdi.
    ‘Kişi Muaviye’ye, ‘Ey Muaviye! Ya bizi doğru yönetirsin veya biz seni doğrulturuz’ diyordu.
    Muaviye, ‘Ne ile beni doğrultacaksınız?’ dediğinde adam ‘Sopayla doğrulturuz’ derdi. Muaviye, ‘O
    zaman doğru yönetirim’ derdi.’38
    İbn Asakir (v. 571/1175), bir adam Ebu Zür’a er-Razî’ye (v. 264/878), ‘Muaviye’ye kızıyorum’
    dedi. Ebu Zur’â, ‘Niçin?’ diye sordu. Adam, ‘Ali ile savaştı’ dedi. Ebu Zur’a, ‘Yazıklar olsun sana!
    Muaviye’nin Rabbi Rahîmdir; hasmı ise kerîmdir, sana ne oluyor da aralarına giriyorsun?’ dedi.39
    Şayet halifelik ölçüsü Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer ise, İslam tarihinde o ölçüye ulaşan kimse
    olmamıştır. Şayet ölçü, ehliyet, kabiliyet, adalet, şer’î hükümleri uygulama, ufuk genişliği ve cihat ise
    Hz. Muaviye hiç bir halifeden geri değildir. Hz. Muaviye, ‘Devletin menfaatleri bahis mevzuu olunca
    hiç bir şeyi yapmaktan çekinmeyen bir yaratılışta idi.’
    İbn Teymiyye (v. 728/1328), ‘Muaviye’nin, yönetimi en hayırlı yöneticilerin yönetimiydi. Halk
    onu seviyordu. Sahihayn’deki rivayete göre Rasûlullah (s) buyurur: ‘İdarecilerinizin en hayırlısı sizin
    sevdiğiniz, onların sizi sevdiği; onlara dua ettiğiniz, onların size dua ettiği; en kötüleri (şerlileri),
    onlardan nefret ettikleriniz, onların sizden nefret ettikleri, onlara sövdükleriniz (lanetledikleriniz),
    onların sizi lanetledikleridir’ demektedir

    0
    2023-05-30T18:33:01+03:00

    Evet, İslam geleneğinde Hz. Hz.Muhammed’in (s.a.v) sahabilerinden ve İslam tarihindeki diğer saygın kişilerden bahsederken yaygın olarak kullanılır.

    Emevi hanedanının beşinci halifesi olarak görev yapan Muaviye ibn Ebu Süfyan, konumu ve erken İslam tarihine katkılarından dolayı sık sık Hazreti Muaviye olarak anılır. Hz. Muhammed (s.a.v.) döneminde ve daha sonra halife olarak önemli bir rol oynamıştır.

    Hazreti gibi saygı unvanlarının kullanılmasının İslam’da dini bir zorunluluk değil, kültürel bir uygulama olduğuna dikkat etmek önemlidir. Bazı Müslümanlar, belirli kişilere saygı ve hürmet göstermek için bu tür unvanları kullanabilirken, kullanımları farklı kültürler ve bölgeler arasında farklılık gösterir. İslam’da en büyük saygı ve hürmet Allah’a (Allah) ve Hz. Muhammed’e (sav) mahsustur.

    Herhangi bir yanlış anlaşılmayı veya yanılgıyı önlemek için Hz.

  1. komutan
    0
    2023-07-04T14:49:18+03:00

    İslam tarihinde Hz. Muaviye’ye “Hz.” şeklinde bir takı kullanımı yaygın değildir. “Hz.” terimi, genellikle İslam peygamberi Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) ve bazı özel sahabilere (Allah onlardan razı olsun) hitap ederken kullanılır.

    Hz. Muaviye, Emevi Hanedanı’nın kurucusu ve İslam tarihinde önemli bir figürdür. O, İslam’ın erken dönemlerinde Halife olarak görev yapmıştır. Ancak, “Hz.” takısı sadece Muhammed peygamber ve bazı özel sahabilere ait bir saygı ifadesidir.

    Bu nedenle, genel olarak Hz. Muaviye için “Hz.” takısının kullanılmadığını söyleyebiliriz. Ancak, İslam tarihçileri veya bazı alimler, ona saygı ifadesi olarak bu takıyı kullanabilirler. Bu, tercih edilen bir hitap şekli değildir ve yaygın olarak kullanılan bir uygulama değildir.

    En iyi cevap

Cevapla