Paylaş
Dini tebligat olmazsa akil ile Allah bilinmez görüşü hangi mezhebe aittir
Question
Dinî tebligat olmazsa akıl ile Allah bilinemez sözü kime ait

Bir insan dini tebligat olmasa da aklı ve mantığı ile Allah’ın varlığını kanıtlayabilir. Öyle ki hz. İbrahim daha hak dini ile tanışmadan önce Allah’ın varlığını aklını kullanarak rahatlıkla anlamıştır. Elbette akıl insana bir yatıcının varlığını kanıtlayabilme gücü verse de dini ibadetleri ve yükümlülükleri ancak bir dini kaynak ile yapmak mümkün olur.
Tebliğ nedir peki?
Allah Teala, rahmet ve inayetiyle İnsanlara peygamber ve kitaplar göndererek onlara doğru yolu göstermiştir. Rasulüllah (s.a.v) hayatı buyunca, tebliğ görevini bizzat kendisi yaptığı gibi, yeni Müslüman olan kabilelere Mus’ab bin Umeyr ve Muaz Bin Cebel (RA) gibi güzide sahabelerini de görevlendirmiştir.
Allah’ın emirlerini ve yasaklarını insanlara tebliğ ederek onların hidayetine yardımcı olmak en hayırlı işlerden biridir. Çünkü bu görev öncelikle Peygamberlerin ve onların yolunda gidenlerin yerine getirdikleri şerefli bir görevdir. Nitekim Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde Allah yoluna çağırandan daha hayırlı kimsenin olamayacağını şu şekilde bildirmiştir: ‘‘İnsanları Allaha çağıran, iyi iş yapan ve Ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim vardır.’’
Rasulüllah (sav) de tebliğ görevini yapanların elde edecekleri ecri şöyle müjdelemiştir: ‘‘Kim hidayete davet ederse, kendisine uyanların sevabı kadar ona sevap vardır ve bu, onların sevaplarından hiçbir şey eksiltmez. Her kim bir sapıklığa davet ederse ona kendisine uyanların günahları kadar günah vardır ve bu onların günahlarından hiçbir şey eksilmez.’’
CEVAP:
“Dinî tebligat olmazsa akıl ile Allah bilinemez” şeklindeki söz, İslam dünyasında genellikle akıl ve vahiy ilişkisinde tartışılan bir konudur. Bu görüş, özellikle aklın sınırlarını ve vahyin gerekliliğini vurgulayan kelam alimlerinin bir yaklaşımıdır. Ancak bu ifade doğrudan bir kişiye atfedilecek şekilde açıkça söylenmiş değildir. İbn Teymiyye, Gazali, İmam Maturidi gibi İslam düşünürlerinin eserlerinde akıl ve vahiy ilişkisi derinlemesine tartışılmıştır.
Dinî Tebliğ ve Aklın Rolü
Aklın Allah’ın Varlığını Bilmesi: Hz. İbrahim’in (a.s) kıssası, Kur’an’da (En’am Suresi, 74-79) onun tefekkür yoluyla Allah’ın varlığını anlamaya çalıştığını gösterir. Ancak bu bilgi genel anlamda Allah’ın varlığına ulaşmayı ifade eder; dinin ibadetler, ahlak kuralları ve hayat düzeniyle ilgili detaylı hükümleri ise ancak vahiy ve peygamberlik yoluyla öğrenilir.
Tebliğ Nedir?: Tebliğ, Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara ulaştırmak anlamına gelir. Peygamberler, Allah’ın mesajını insanlara bildirmek için gönderilmişlerdir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v), tebliğ vazifesini hayatı boyunca yerine getirmiş, sahabelerini de bu göreve teşvik etmiştir. Tebliğ, sadece dini anlatmak değil, aynı zamanda onu yaşayarak örnek olmaktır.
Kur’an ve Hadis’teki Tebliğ Vurgusu:
Kur’an’da: “İnsanları Allah’a çağıran ve salih amel işleyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?” (Fussilet, 33)
Hadiste: “Kim doğru yola çağırırsa, ona uyanların sevabı kadar sevap alır; bu, onların sevaplarından bir şey eksiltmez.” (Müslim, İlim, 16)
Sonuç
Akıl, Allah’ın varlığı ve birliğini anlamaya kapı aralayabilir; ancak dinin detaylı emir ve yasakları vahiy ve tebliğ yoluyla öğrenilir. Akıl ve vahiy birbirini tamamlayan unsurlardır; akıl vahiy olmadan yetersiz kalırken, vahiy akıl olmadan anlaşılamaz. Bu nedenle dinî tebligat, insanlığın hidayeti için vazgeçilmez bir unsurdur.
BENZER KONULAR:
- Dini soru sor Cevap Al
- Dini soru sor Cevap Al Sitesi Hakkında Bilgi
- Dini soru sor kimin?
- Dini soru sor imamlar cevaplıyor
- Dini soru sorabileceğim site arıyorum ?
- Tümünü görüntüle.
Answer ( 1 )
“Dini tebligat olmazsa akıl ile Allah bilinmez” görüşü, Eşarilik mezhebine aittir. Bu mezhepte aklın sınırlı olduğu, Allah’ın varlığını ve sıfatlarını bilmede ancak vahiy ve dini tebliğin yol gösterici olabileceği vurgulanır.
Eşarilik, insan aklının doğruyu bulma konusunda yetersiz kalabileceğini ve bu nedenle peygamberlerin getirdiği vahiylerin, Allah’ı tanıma ve dinin esaslarını anlama konusunda temel kaynak olduğunu savunur. Özellikle, iman esaslarının yalnızca akıl yoluyla kesin bir şekilde kavranamayacağı düşünülür ve tebligatın gerekliliği ön plana çıkar.