Bakara suresi 69. ayet Sarı inek kıssası (bakaratun safrau)

Question

Sarı inek hikayesi

(İneği Boğazlama Kıssası)

bakara suresi sari inek kissasi

bakara suresi sarı inek kıssası

MEAL

67- Hani Musa kavmine: “Allah size bir inek boğazlamanızı emrediyor.” deyin­ce: “Bizi alaya mı alıyorsun?” dediler. O “Cahillerden olmaktan Allah’a sığı­nırım.” dedi.

68- “Bizim için Rabbine dua et de onun mahiyetini bize açıklasın.” dediler. De­di ki: “Muhakkak ki o: ‘O (inek) çok yaşlı da değildir, çok genç de değildir, ikisi arasında dinçtir.” diyor. Artık emrolunduğunuzu yapın.”

69- “Rabbine bizim için dua et de onun renginin nasıl olduğunu bize iyice açıklasın” dediler. “Buyuruyor ki: “Gerçekten o bakanlara ferahlık vere­cek sapsarı bir inektir demişti.”

70- Dediler ki: “Bizim için Rabbine dua et de nasıl olduğunu bize iyice açıkla­sın. Çünkü bize göre bir çok inekler birbirine benziyor. Allah dilerse ger­çekten biz hidayete ereriz.”

71- Dedi ki: “O şöyle buyuruyor: Mu­hakkak ki o işe koşulmamış, tarla sür­memiş ve ekin sulamamıştır. Salimdir, hiç bir alacası yoktur” Dediler ki: “İşte şimdi hak ile geldin.” Hemen onu bo­ğazladılar; fakat az kalsın yapamaya­caklardı.

72- Hani siz bir canı öldürmüştünüz de hakkında birbirinizle anlaşmazlığa düşmüştünüz. Halbuki Allah sizin giz­lediğiniz şeyi açığa çıkarandır.

73- Biz: “Onun bir parçasıyla ona vu­run.” dedik. İşte Allah ölüleri böyle di­riltir ve size ayetlerini gösterir. Akıl erdiresiniz diye.


Kıssanın Sebebi

İbni Ebî Hatim, Abîde es-Selmânî’den şöyle dediğini rivayet etmektedir: İsrailoğulları arasında çocuğu olmayan bir adam vardı. Bu adamın çokça malı vardı. Onun mirasçısı ise kardeşinin oğluydu. Bu yeğeni onu öldürdü, sonra da onu geceleyin taşıyıp kendilerinden olan bir başka adamın kapısı önünde bı­raktı. Sabah olunca o kişilerden amcasının kanını talep etmeye koyuldu. Niha­yet taraflar silahlandı ve birbirlerine girdiler.

Aralarında bulunan akıl ve görüş sahibi olan kimseler: “Ne diye birbirinizi öldüreceksiniz, işte aranızda Allah’ın Peygamberi (a.s.) var.” dedi. Bunun üze­rine Hz. Musa’ya gittiler ve bu hususu ona anlattılar. O da kendilerine: “Allah size bir inek boğazlamanızı emrediyor.” dedi. Eğer itiraz etmemiş olsalardı, herhangi bir ineği boğazlamaları onlar için yeterli olurdu. Fakat işi zora koştu­lar, onlar işi sıkı tuttukça işleri zorlaştınldı. Nihayet kesmekle emrolundukları ineğin nitelikleri onlara açıklandı. Bu nitelikteki bir ineği de başka ineği bu­lunmayan bir adamın yanında buldular.

Bu adam da onlara şöyle dedi: Allah’a yemin ederim ben onun derisi kadar altın verilmedikçe vermem. Daha aşağısını kabul etmem. Derisi dolusu altın ile onu aldılar, kestiler. Maktule (ölüye) ineğin bir parçası ile vurdular, ölü aya­ğa kalktı. Seni kim öldürdü? diye sordular. O da kardeşinin oğlunu göstererek, “Bu”, dedi. Sonra da eskisi gibi ölü olarak yere yığıldı. Kardeşinin oğluna ma­lından hiç bir şey verilmedi. O zamandan itibaren, katile miras verilmez” oldu. Bir rivayette de “delikanlıyı alıp öldürdüler.” denilmektedir.

Bakara suresinin içerdiği konular

Sadaka vermenin önemi

Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Takip Et

Answers ( 4 )

  1. Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler

     

    Bu kıssa Yahudilerin kötülüklerini ve işi zora koşan tutumlarını açıklar­ken bir takım ibret ve öğütler ihtiva etmektedir. Bu öğütlerin en önemlilerini aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

    1- Din hususunda aşırılığa düşmek, öğülmeye değer bir şey değildir. Çokça soru sormak da ısrar etmek de makbul bir şey değildir. Bundan dolayı Yüce Allah şu buyruğu ile Kur’an-ı Kerîm’in nüzulü sırasında bu tür bir tutumu bize yasaklamaktadır: “Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde üzüleceğiniz bir­takım şeyleri sormayınız.” (Mâide, 5/21). Müslim’in Sa’d b. Ebî Vakkâs’tan ri­vayet ettiği şu hadis-i şerifte de Resulullah (s.a.) bize aynı şeyi yasaklamakta­dır: “Müslümanlar arasında en büyük suçlu Müslümanlara haram kılınmamış bir şey hakkında soru sorup da, o şeyin haram kılınmasına sebep olan kimse­dir.” Buharî ve Müslim’in rivayet ettikleri Ebu Hüreyre’den gelen şu hadis-i şe­rifte de aynı husus bize yasaklanmaktadır: “Size yasakladığım şeyden uzak du­runuz, size emrettiğim şeyi de gücünüz yettiğince yerine getiriniz. Sizden önceki­leri helak eden, onların çokça soru sormaları ve peygamberlerine muhalif düş­meleridir.” Yine Buharî ve Müslim tarafından rivayet edilen hadis-i şerifte Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: “…Ve (Rabbiniz Allah) sizin için kîlu kâl’i, ge­reksiz yere çokça soru sormayı ve malı zayi etmeyi uygun görmemiştir.”

    Yasaklanan soru sorma ise, Yüce Allah’ın kullarından gizlediği ve kendile­rini muttali kılmadığı -meselâ kıyametin kopması ile ilgili soru sormak gibi-hususlar, ruhun gerçek mahiyeti, kaza ve kaderin sırrı, işi yokuşa sürmek, alay olsun diye soru sormak, mucize talebinde bulunmak, inat olsun ve işi zorlaştır-sm diye olağanüstü olaylar talebinde bulunmak, mugalatalı ve yanlışa düşürü­cü türden gereği olmayan cevabında pratik faydalar bulunmayan ve şeriatın helâl ve haram hükmünü belirtmediği hususlara dair soru sormak gibi.

    Yüce Allah açıkça hakkı inkâr eden, işi zora koşan, tartışan, inatlaşan, alay eden bir tavır ile soru sormak hususunda direnme günahını, Yahudiler aleyhine tescil etmiş bulunmaktadır.

    2- Verilen emir, özellikle bir inek kesme idi, başka bir hayvan değil. Çünkü inek onların taptıkları buzağının türündendi. Böylelikle tazim ettikleri bir tü­rün önemsizliği ortaya çıkacaktı.

    3- Peygamberlerin emirleri ile alay etmeleri kınanmaya, azarlanmaya ve cezalandırılmaya onları maruz bırakmıştır.

    4- Hayatta olan bir varlığın öldürülmesi ile maktulün diriltilmesi, eşyayı zıtlarından varetmek hususunda Yüce Allah’ın kudretini daha açık bir şekilde ortaya koyar. Yüce Allah Bakara suresinde ölüleri diriltmekten beş ayrı yerde söz etmektedir. Birisi Yüce Allah’ın: “Sonra sizi ölümünüzden sonra tekrar di-riltmiştik.” (Bakara, 2/56) buyruğu. Bu kıssada: “Onun bir parçası ile ona vu­run.” dedik buyruğunda. Diğeri binlerce kişi oldukları halde yurtlarından çı­kan kimselerin kıssasında: “Allah onlara: “Ölün”, dedi sonra da onları diriltti.”

    Bakara, 2/243). Biri Uzeyr kıssasında: “Allah onu yüz yıl öldürdü, sonra dirilt­ti.” (Bakara, 2/259) Diğeri de İbrahim (a.s.) kıssasında: “Rabbim ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster, demişti.” (Bakara, 2/260)

    5- Suçsuz bir canı öldürmeye karşı şiddetli bir tepki gösterildiğini görüyo­ruz. Onların inatçı, alaycı konumlarından sonra bu husustan söz etmesi, inat konusuna dikkat çekmek ve azarlamak ile ineğin kesilme sebebini öğrenme ar­zu ve şevkini uyandırmaktır. Aslında bu tür özellikler Yahudilerin alışkanlıklarıdır. onlardan ayrılmayan tabiî durumlarıdır. Kur*an-ı Kerim ise olayları anla­tırken tarihçilerin gözettikleri sıraya riayet etmez. O hedefine uygun bir şekil­de anlatım yolunu seçer. Bunun sebebi ise öğüt, ibret, dikkatleri çekmek ve uyarmaktır.

    6-

    7- Burada gördüğümüz Bakara kıssasında bizden öncekilerin şeriatının bi­zim için de şeriat olduğunun delili vardır. İmam Şafiî dışında kalan usûl alim­lerinin cumhuru (çoğunluğu) bu görüştedir.

    8- İmam Malik, Maktul’ün “Kanım filânın yanındadır, yahut filân beni öl­dürdü” demesini Kasâme’yi kabul etmenin sıhhatine delil göstermiştir. İmam Şafiî ve ilim adamlarının cumhuru ise bunu kabul etmemektedir. Çünkü mak­tulün, “Kanım filanın yanındadır yahut filân beni öldürdü” demesi doğru ve ya­lan olma ihtimali olan bir haberdir

    En iyi cevap
  2. Ayetlerin Açıklaması

     

    Ey Yahudiler! Musa’nın sizin geçmişteki atalarınız olan kavmine: “Allah size herhangi bir inek boğazlamanızı emrediyor.” dediği zamanı hatırlayınız. Onlar bu emre uymadılar, işi sıkı tuttular. Allah da durumu onlara zorlaştırdı. Hz. Musa’ya: “Bizimle alay mı ediyorsun ey Musa?” dediler. “Biz senden öldür­me ile ilgili hususu soruyoruz, sen bize bir inek kesmeyi emrediyorsun?” Hz. Musa şöyle dedi: “Ben ciddi olunması gereken bir yerde insanlarla alay etmek­ten Allah’a sığınırım. Çünkü Allah’ın hükümlerini tebliğ konusunda şaka ve alaya gitmek akılsızlığın, cahilliğin delilidir.”

    Hz. Musa’nın ciddi olduğunu görünce, bu sefer ineğin ayırd edici niteliği­ni ona sordular, sorularını alabildiğine çoğalttılar, yaşını sordular. Hz. Musa onlara: “Küçük de değildir, büyük de değildir, ikisi arası orta yaştadır, haydi tmrolunduğunuzu yapınız, işi zorlaştırmayınız, Allah da işinizi zorlaştırır.” dedi.

    Fakat onlar işi daha da zorlaştırdılar. Bu sefer rengini sordular. Hz. Musa :iıiara: “Bakanlara ferahlık verecek şekilde sapsarı bir inektir” dedi. Bu kada­rıyla da yetinmediler, ayırdedici başka bir takım daha özellikler istediler ve bu konuda da şu sözleriyle özürlerini beyan etmeye kalkıştılar: “İnekler pek çok­tur ve bize göre bütün inekler birbirine benzer görülüyor, inşaallah biz isteneni bulup yapacağız.” Rivayete göre Peygamber (s.a.) şöyle buyurmuştur: “Eğer is- yapıp inşaallah dememiş olsalardı, ebediyyen bu inek onlara açıklanmazdi.” Hz. Musa onlara şöyle dedi: “Yüce Allah buyuruyor ki: “Bu inek tarla sür­mek ve sulamak suretiyle çalıştırılarak zelil kılınmış değildir. Her türlü kusur­dan da uzaktır. Ve onda sapsarı renkten başka bir renk de yoktur.”

    Bu sefer “Şimdi apaçık gerçeği ortaya koymuş oldun.” dediler ve o ineği araştırmaya başladılar. Bu nitelikle ineği ancak annesine karşı iyi davranan yaşça küçük bir yetimin yanında buldular. Onunla pazarlık yaptılar, o da ala­bildiğine pahalı bir fiyat istedi. Nihayet derisi dolusu altına satın aldılar. Onla­rın bu emri yerine getirmeleri pek kolay olmadı. İbni Abbas der ki: “Eğer iste­dikleri bir ineği kesmiş olsalardı, bu dahi onlara yeterli gelirdi. Fakat kendi aleyhlerine olmak üzere işi sıkı tuttular, Allah da onların işini zorlaştırdı.”

    Ve ey Kur’an’ın çağdaşı olan Yahudiler! Şunu da hatırlayın: Hani siz bir kişiyi öldürmüştünüz… Bu ifade lafzan sonraya bırakılıp mana itibariyle önce­den söz konusu edilmesi gereken hususlar kabilindendir. Böyle yapılması ise ineğin kesilme sebebini bilmeye teşviktir. Öldürme Resulullah (s.a.)’a çağdaş olanlara isnat edildi. Çünkü onlar da soylarından geldikleri ataları ile gurur duyuyor, yaptıklarım beğeniyorlardı. İşte bu şekilde katil tek kişi olduğu hal­de, öldürme işi bütün bir millete isnat edilmektedir. Çünkü millet kendi ara­sında bir dayanışma içindedir ve geneli itibariyle tek bir kişi gibidir. O bakım­dan hepsi tek kişinin suçundan dolayı sorumlu tutulur. Ayrıca bunda geçmişle­re, halihazırda bulunanlara, topluma ve fertlere bir azarlama da vardır.

    Siz geçmişinizdeki bu öldürme olayını, maktul hakkındaki anlaşmazlığını­zı hatırlayın. Her biriniz kendisinin katil olmadığını söylüyor, suçsuz olduğunu iddia ediyor, başkasını itham ediyordu. Allah onların bu işlerini ve hakikati gizlemelerini ise red etmektedir. Siz bu gün de yanınızda bulunan Resulullah (s.a.)’ın niteliklerini gizlemektesiniz. Allah ise mutlaka sizin öldürme ile ilgili gizleyip sakladığınızı açığa çıkaracaktır. O bakımdan biz onlara şöyle dedik: Bu maktule öldürülmüş olan kimseye kesilen ineğin bir parçası ile vurunuz. Vurdular. Allah maktulü diriltti, o da öldürenleri haber verdi. İşte bu şekilde hayret verici bir canlandırma gibi Allah kıyamet gününde ölmüşleri canlandı­racak, her kişiye amelinin karşılığını verecektir. İşte Allah, Kur*an ve peygam­berin doğruluğuna delâlet eden apaçık ayetlerini size göstermektedir. Çünkü bu Kur”an gaybî olan hususları haber vermektedir ki, aklınızı kullanasınız. Olur ki şeriatın sırlarını kavrar, şeriata boyun eğmenin faydasını anlarsınız. Nefislerinizi, hevâları peşine takılmaktan alıkoyup Allah’ın size vermiş olduğu emirlerde Allah’a itaat edesiniz

    0
    2023-05-22T20:52:27+03:00

    Evet, Bakara Suresi’nin 69. ayeti, Sarı İnek kıssasını anlatır. Ayet şu şekildedir:

    “Derken Musa, kavmine, ‘Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor’ dedi. Onlar da, ‘Bizimle alay mı ediyorsun?’ dediler. Musa, ‘Ben Allah’ın hükmünü alay konusu edecek değilim’ dedi.”

    Bu ayet, İsrailoğulları’nın Allah’ın emrine karşı çıktığı ve isteksiz davrandığı bir olayı anlatır. Allah, İsrailoğullarına bir sığır kesmelerini emretmişti, ancak onlar bu emre itaat etmek yerine sorgulama ve alay etme yoluna gittiler. Musa (as) ise Allah’ın hükmünü alay konusu etmeyeceğini belirtti.

    Sarı İnek kıssası, İsrailoğulları’nın itaat etme ve sorgulama konularında yaşadığı zorlukları ve peygamberleriyle olan ilişkilerini anlatır. Bu kıssa, imanın gerektirdiği itaat, sabır, teslimiyet ve Allah’ın emirlerine uyumu vurgular.

  3. Bakara Suresi 69. ayet, “bakaratun safrau” yani “sarı inek” kıssasına işaret eder. Bu ayette, Hazreti Musa’nın (A.S.) kavmine Allah tarafından gönderilen bir emri yerine getirmeleri istenmektedir. Bu emrin yerine getirilmesi için özel bir sarı inek bulunması istenmiş ve bu inekle ilgili bazı şartlar konmuştur. Ayetin tam metni şu şekildedir:

    Bakara Suresi, 69. Ayet:

    “Dediler ki: ‘Bize Rabbine dua et, onun bize neyi emrettiğini açıklasın.’ Musa dedi ki: ‘O, o sarı inektir. Ne yaşlı ne de çok genç, ikisi arasında bir inektir. O, çok verimli, tarlayı işleyen, ne yeri sulayan ne de başka bir şeyin yapılmasına engel olan bir inektir. Onun renginin parlaklığı insanları hayran bırakır.’ Dediler ki: ‘Şimdi doğru söyledin.’ Sonunda onu buldular.” (Bakara 69)

    Kıssanın Özeti:
    Bir grup Beni İsrail halkı, bir cinayet işlenmiş ve katil bulunamamıştır. Musa (A.S.)’a danışırlar. Allah, katili bulabilmek için bir inek kesilmesini emreder ve inekle ilgili bazı özel şartlar koyar. İncecik sarı, henüz yaşlı olmayan ve oldukça verimli olan bir inek olması gerekir. Beni İsrail, her defasında bu inek hakkında detaylı açıklamalar isteyip, buldukları her ineğin özelliklerinin eksik olduğunu söylerler. En sonunda belirtilen tüm özelliklere sahip olan bir inek bulunur ve kesilir, ardından olayın çözümü ortaya çıkar.

    Mesaj:
    Bu kıssa, insanların bazen açık olan bir şeyi bile zorlaştırmak için sürekli olarak detaylar istemelerini, aynı zamanda Allah’ın emirlerine ve mesajlarına dikkatle uymalarını anlatır. Ayrıca, olayın sonunda her şeyin Allah’ın takdiriyle çözüldüğüne de vurgu yapılır.

    Bu ayet, aynı zamanda Allah’ın emirlerine itaatin ve sabrın önemini gösterir.

Cevapla