Paylaş
Araf suresi hakkında bilgi
Question
A’RAF SURESİ
Kuranda 7. sure olan Araf suresi ile ilgili bilgiler
Araf suresi peygamber efendimize Mekke şehrinde iken gelmiş olan bir suredir. Ancak bazı alimlere göre bu sure Medine şehrinde peygamber efendimize gelmiştir. Toplamda 206 ayetten oluşan bir suredir. Araf kelimesinin sözlük anlamı sur, dağ ve tepenin zirvesi gibi manaları vardır. Araf suresinde şu konular mevcuttur; vahyin önemi üzerinde durulmuştur, ataların inançlarına körü körüne inanmanın yanlışlığı, ahiretle ilgili bir çok konu mevcuttur.
Araf suresi konu ve içeriğiyle ilgili geniş bilgiler
Kur’ân-ı Kerîm’in 7. sûresi
Sözlükte “yüksek yerler” anlamına gelen ve 46, 48. âyetlerde “cennet ile cehennem arasındaki sûrun yüksek tepeleri” anlamında kullanılan “A’râf” kelimesi bu sûreye isim olmuştur. Bu sûreye, içerdiği bazı konulardan hareketle “Mîsak sûresi” ve “Mîkat sûresi” de denilmiştir. “Mîsak” sözleşme, “Mîkat” tayin edilen vakit anlamına gelir. A’râf sûresi ayrıca, ilk âyetini teşkil eden harflere izafetle “Elif lâm mîm sâd” sûresi diye de anılır. Mekke devrinde nazil olmuştur. Mekkî sûrelerin en uzun olanıdır. 206 âyettir. Âyet sonlarına ahenk veren fasılaları dâl, lâm, mim ve nun harfleridir. Sûrenin sonunda tilâvet secdesi vardır.
Bu sûrede, Kur’ân’a ve Hz. Peygambere uymanın gereği, inkarcıların kötü akıbetleri, Hz. Âdem, Hz. Nûh, Hz. Hûd, Hz. Salih, Hz. Lût, Hz. Şuayb ve Hz. Musa’nın ibret verici kıssaları, Allah’ın varlığını, birliğini ve kudretini gösteren deliller; sadece O’na inanıp itaat etmenin lüzumu, Allah’a ortak koşanların mantık dışı bâtıl inançları ve davranışları; müminlerin ve kâfirlerin âhiretteki durumları anlatılmaktadır.
Answers ( 2 )
Araf Suresinden çıkarılabilecek sonuçlar özetle şöyledir:
* Kur’ân, Allah katından indirilmiş bir Kitaptır; ona uymak gerekir (âyet: 1-3).
* Allah’ı ve O’nun buyruklarını inkâr eden geçmiş nice toplumlar, helak edilmiştir. İş, bununla da kalmayacak, âhirette onlardan hesap sorulacaktır. Tartıları (sevapları) ağır gelenler kurtulacak, hafif gelenler ise, kendilerine yazık etmiş olacaklardır (4-g).
* Allah’ın, Âdem’e secde etmesi yönündeki buyruğuna isyan ederek, gururu yüzünden cehennemlik olan İblis’in tuzağına düşmemek gerekir. Şeytanın özendirdiği bâtıl gelenek ve görenekler terk edilip gerçek dine dönmeli, sadece Allah’a kulluk etmelidir (10-30).
* Cami ve mescidlere temiz ve güzel elbiselerle gidilmelidir. İsraftan kaçınmak kaydıyla, Allah’ın verdiği nimetlerden istifade etmelidir; çünkü bunlar dünyada öncelikle müminler içindir, âhire.tte ise sadece müminlere mahsustur (31-32). V.
* Gizli ve açık her türlü kötü davranış, özellikle haksız yere saldırmak, Allah’a ortak koşmak ve O’nun hakkında bilmediğimiz şeyler söylemek {O’nun adına hüküm vermek) kesin olarakyasaklanmıştır{33).
* Her toplumun belli bir ömrü vardır; süresini dolduran milletler yok olur gider (34).
* Allah’a ve O’nun gönderdiği elçilere uyanlara korku ve üzüntü yoktur. İnkâr edip O’na ortak koşanlar ve insanları Allah yolundan alıkoyanlar ise cehennemliktir. Onların orada birbirlerini suçlamaları fayda etmeyecek, cennete girmeleri de mümkün olmayacaktır. İnanıp iyi işler yapanlar ise, mutluluk içinde, nimet dolu cennetlere gireceklerdir. Cennet ve cehennem ehli orada Allah’ın vaadinin gerçekleştiğini İtiraf edeceklerdir; A’râf’ta bekleyenler de buna tanık olacaklardır. Cehennemdekiler, cennetliklerden yardım dilenecekler, ama onlara istedikleri verilmeyecektir. Çünkü onlar, dinlerini alaya almış, dünyaya al-danmış, peygamberlerinin uyarılarına kulak tıkamış inkarcılardır; kendi ettiklerini bulmuşlardır ve cehennemde unutulacaklardır (35-53).
* Gökleri ve yeri, gece ile gündüzü, güneşi, ayı ve yıldızları yaratan, ölü toprağa can veren Allah’tır. İşte O, ölüleri de dirilte-cektir. Bütün bunları düşünüp, O’na kullukta bulunmak, dua etmek ve şükretmek gerekir. Ancak iyi kimseler, bunlardan ve Kur’ân’dan ders alırlar; art niyetli kötü kişilere ne söylense fayda etmez (54-58)-
* Hz. Nûh, toplumuna peygamber olarak gönderilmiş, onları Allah’a kulluğa çağırmıştı; fakat kavminin ileri gelenleri onu sapıklıkla suçlamış ve yalanlamışlardı. Yüce Allah, gemide bulunan inananlar dışında onların hepsini suda boğdu (59-64).
* Hz. Hûd da Âd toplumuna peygamber olarak gönderildi. O da aynı tepkiyle karşılandı, beyinsizlik ve yalancılıkla suçlandı ve doğru söylüyorsa tehdit ettiği azabı getirmesi istendi. Bunun üzerine Cenab-ı Hak tarafından, müminler hariç, hepsi helak edildi (65-72).
* Hz. Salih, Semûd toplumuna Elçi gönderildi. Onlar da Allah’ın buyruklarına meydan okudular, inananları küçümsediler; bunun üzerine bir sarsıntı ile yok edildiler (73-79)-
* Hz. Lût da homoseksüel toplumunu uyarmak için gönderildi. Kavmi onunla alay edip kentten kovdu; bunun üzerine (taş) yağmuruyla cezalandırıldılar (80-84).
* Medyenlilere Hz. Şuayb peygamber olarak gönderildi. O, kavmini Allah’a kulluk etmeye, ölçü ve tartıda dürüst davranmaya, bozgunculuk yapmamaya, insanları Allah yolundan çevirmemeye çağırdı. Kavmin ileri gelenleri ona ve inananlara ya kendi dinlerine dönmelerini ya da kenti terk etmelerini istediler. Bunun üzerine nnüthiş bir sarsıntı ile yok edildiler (85-93.
* Allah Teâlâ, Peygamber gönderdiği toplumlar inkârda direnirse önce onları yoksulluk, darlık gibi olumsuzluklarla uyarmış; sonra onları tekrar rahata kavuşturmuş; fakat insanlar bundan ibret alıp Allah’a dönmedikleri için, bazen gece uyurlarken, bazen de gündüz vakti eğlenirlerken azabını göndermiştir. İşte bu geçmiş toplumların başına gelenlerden ibret almak gerekir. Yüce Allah, onlara peygamberler göndermiş, bu peygamberler açık deliller getirmiş, fakat onlar yalanlamışlar, büyüklük taslamışlar, Allah’ı ve âhireti inkârda direnmişlerdir (94-102,146-147}.
* Yukarıda sözü edilen peygamberlerden sonra Allah Teâlâ Hz. Musa’yı da Firavun ve yandaşlarına mucizelerle gönderdi. Onlar, Hz. Musa’nın gösterdiği mucizeleri büyü olarak değerlendirdi. Yüce Allah, ders ve öğüt alsınlar diye önce onları kıtlığa uğratıp ürünlerini azalttı. Daha sonra Firavun ve toplumunu birçok mucizelerle uyardı. Fakat onlar büyüklük taslamakta ve inkârda direndiler. Üzerlerine azap gönderildi. Bunun üzerine Hz. Musa’ya gelip Allah’a dua etmesini, azap kaldırılırsa inanacaklarını ve onun isteklerini yerine getireceklerini söylediler. Azap, üzerlerinden kalktı; fakat onlar verdikleri sözde durmayıp yeminlerini bozdular; bunun üzerine Allah Teâlâ onları denizde boğdu {103-136).
* Yüce Allah, Hz. Mûsâ ve Harun’u, İsrail oğullarına peygamber olarak gönderdi. Fakat onlar türlü olumsuzluklar sergiledikleri için ilâhi cezaya müstahak oldular; sonra tevbe ettiler, sonra tekrar doğru yoldan saptıkları için cezalandırıldılar. Onların içinde kötüler bulunduğu gibi, iyi kimseler de vardır. Yüce Allah iyilerin ecrini zayi etmez.
* Hz. Muhammed (s.a.), bütün insanlara peygamber olarak gönderilmiştir; bu bakımdan ehl-i kitabın da ona inanması gerekir. (157-158)
* İnsanlara, Allah’ın varlığını ve yüceliğini idrak edebilme yeteneğinin bahşedilmiş olması yanında, nesiller boyu pek çok peygamber de, ilâhi tebliğ görevini yerine getirerek gerçekleri anlatmışlardır. Artık, insanların “Biz bundan habersizdik!” diye mazeret ileri sürebilmelerine imkân kalmamıştır (172-174).
* Dünyaya kapılıp heveslerinin peşine düşen kimseler, aslında sıkıntı içindedir, mutsuzdur (175-176).
* Allah’ın âyetlerini yalanlayanlar, kendilerine zulmetmiş olur. Gerçeği görüp anlamayanlar cehennem için yaratılmıştır (177-179)-
* En güzel isimler Allah’ındır. Yoldan çıkmışlara aldırmadan O’na, O’nun güzel isimleriyle dua etmek gerekir (180).
* Yüce Allah, inkarcılara mühlet vermekte, ama bir yandan da onlar yavaş yavaş helake yaklaştırılmaktadır. İnsanların göklere ve yere, Allah’ın yarattığı şeylere bakarak ve ecellerinin yakın olabileceğini göz önüne alarak, ibret alıp Kur’ân’a ve Hz. Peygamber’e inanmaları gerekir. Bütün bunlara rağmen yola gelmeyen kimse, azgınlığı içinde bocalayıp duracaktır {182-186).
* Hz. Peygamber gaybı ve kıyametin ne zaman kopacağını bilmez; bunu sadece Allah bilir. Peygamber sadece bir uyarıcı ve müjdecidir (187-188).
* İnsanın yaratıcısı Yüce Allah’tır. O’nu bırakıp, hiçbir şey yapamayan cansız ve âciz putlara kulluk etmek ve onlardan dilekte bulunmak saçmalıktır, haramdır (189-198).
* Mümin, temel davranış olarak af yolunu tutmalı, iyiliği emretmeli, câhil inkarcılara aldanmamalı, şeytanî bir tahrik karşısında Allah’a sığınmalı, çevredeki sapmışların telkinlerine kapılmamalıdır (199-202).
* Hz. Peygamber, sadece Kur’ân’a uymaktadır. Kur’ân âyetleri gerçek belgelerdir, yol gösterici ve rahmettir. Öyieyse Kur’ân okununca, susup onu dinlemek gerekir (203-204).
* Yüce Allah’ı her zaman anmalı, O’na sığınmalı ve O’na kulluk etmelidir (205-206).
Araf Suresi, Kuran’ın 7. suresidir ve 206 ayetten oluşur. Medine’de indirilmiş bir sure olarak kabul edilir ve adı, “Araf” kelimesiyle bağlantılıdır. “Araf” kelimesi, cennet ile cehennem arasındaki bir sınırda bulunan, günahkar ve salihlerin duracağı bir yeri ifade eder. Bu surede, insanlar arasındaki farklı karakterler, Allah’ın kudreti, peygamberler ve kavimlerin helak olmaları gibi pek çok konu ele alınır.
Araf Suresi’nde işlenen ana temalar şunlardır:
İnsanlık ve İnsan Doğası: Araf Suresi, insanın yaratılışı ve doğal hali üzerine düşünmeye teşvik eder. İnsanlar, hayır ve şer arasında seçim yapabilme gücüne sahiptirler. İnsanlar bu dünyada test edilirler ve sonunda yapılan seçimlere göre bir sonuca ulaşırlar.
Peygamberler ve Kavimleri: Bu surede, geçmişteki kavimlerin helak olmaları ve peygamberlerin bu kavimlere yaptığı uyarılar detaylandırılır. Allah, peygamberleri insanlara doğru yolu göstermek için göndermiştir. Ancak insanlar genellikle peygamberlere karşı çıkmış ve uyarıları dikkate almamışlardır.
Araf (Cennet ile Cehennem Arasında Bir Bölge): Araf Suresi, Araf’ta bulunan bir grup insanın hikayesini anlatır. Bu insanlar, hem iyi hem de kötü işler yapmışlardır. Bu yüzden cennetle cehennem arasında, bir köprü gibi bir yerde duracaklardır. Bu bölge, insanların akıbetinin henüz kesinleşmediği, bir tür bekleme alanıdır.
İyilik ve Kötülük: Araf Suresi, insanları doğru yolu seçmeye ve Allah’a karşı gelmekten kaçınmaya çağırır. Allah’ın emirlerine uyanlar cennete, ona karşı gelenler ise cehenneme gideceklerdir. İyilik ve kötülük arasındaki ayrım açık bir şekilde ortaya konur.
Allah’ın Adaleti: Surede Allah’ın adaleti vurgulanır. Allah, her şeyin yaratıcısı ve hüküm sahibidir. İnsanların amellerine göre adaletli bir şekilde karşılık verilecektir. Ayrıca, Allah’ın rahmeti ve affediciliği de unutulmaz şekilde hatırlatılır.
Araf Suresi’nin bazı önemli ayetleri:
Araf Suresi 7:7: “Biz sana bu kitabı hak olarak indirdik, artık sana vahyedilenlere uy ve kötülerin işlediği kötü şeylerden sakın.”
Araf Suresi 7:10: “Yeryüzünde size yer verdik ve orada size rızık olarak pek çok şey verdik. Ama yine de şükretmeyecek misiniz?”
Araf Suresi 7:31: “Ey Ademoğulları! Her mescidde süslerinizi takının, Allah’a ibadet edin.”
Bu sure, insanların sorumluluklarını hatırlatan ve ahlaki değerlere yönlendiren bir metin olarak önemlidir. Aynı zamanda, insanın hem bireysel hem de toplumsal yaşamındaki sorunlara çözüm önerileri sunar.
Surenin temel mesajı, insanları doğru yolda kalmaya ve Allah’a karşı dürüst olmaya teşvik etmektir.