Paylaş
Adetli Kadına Yasaklanan Şeyler
Question
Kadınların adet veya lohusalık hâllerinde yapamayacakları şeyler nelerdir?
Kadınların âdet (hayız) ve lohusalık (nifas) hâllerinde yapamayacakları şeyler, İslam fıkhında belirli hükümlere dayanmaktadır. Bu durumlar, kadınların doğal bir hâli olduğundan dolayı bir kusur veya günah değildir; ancak ibadet ve bazı diğer hususlarda farklı düzenlemeler getirilmiştir. Bu düzenlemeleri detaylı bir şekilde inceleyelim:
1. Cinsel İlişki Yasağı
Kadınların âdet ve lohusalık dönemlerinde cinsel ilişkide bulunmaları haram kılınmıştır. Bu hüküm, Kur’an-ı Kerim’in şu ayetine dayanır:
“Sana kadınların âdet dönemi hakkında soru soruyorlar. De ki: O sıkıntılı bir hâldir. Bu sebeple âdet günlerinde kadınlardan ayrı durun, temizlenmedikçe onlarla cinsel ilişkide bulunmayın. Temizlendiklerinde ise Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın…” (el-Bakara, 2/222).
Bu ayete göre âdetli veya lohusa bir kadınla cinsel ilişki yasaktır. Bunun hikmeti, hem kadının fiziksel sağlığını korumak hem de bu dönemin temizlenmeye ve dinlenmeye yönelik özel bir zaman olduğunu vurgulamaktır.
2. Namaz ve Oruç Yasağı
Namaz:
Âdet ve lohusalık hâlindeki kadınlar, bu dönemde namaz kılamazlar. Bu durum, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) şu hadisi ile sabittir:
“Âdet hâlindeki kadın ne namaz kılar ne de oruç tutar.” (Buhârî, Hayız, 6).
Oruç:
Âdet ve lohusalık hâlinde tutulamayan oruçlar daha sonra kaza edilir. Hz. Âişe (r.a.) bu konuda şöyle demiştir:
“Resûlullah zamanında bizler âdet hâlinde iken bize oruçları kaza etmemiz emredilir, namazları kaza etmemiz emredilmezdi.” (Müslim, Hayız, 69; Buhârî, Hayız, 20).
Namazların kaza edilmemesi, İslam’ın kolaylık prensibine dayanmaktadır. Namaz, günlük bir ibadet olduğu için kaza edilmesi zor olacağından affedilmiş, ancak oruç, yılda bir kez farz olan bir ibadet olduğu için kaza edilmesi uygun görülmüştür.
3. Kâbe’yi Tavaf Yasağı
Âdetli veya lohusa bir kadın Kâbe’yi tavaf edemez. Bu hüküm, Hz. Peygamber’in (s.a.s.), âdetli olduğu için endişelenen Hz. Âişe’ye verdiği şu talimatla sabittir:
“Kâbe’yi tavaf etmek dışında, haccedenlerin yaptığı her şeyi yap.” (Buhârî, Hayız, 1).
Tavaf, ibadet amacıyla yapılan bir fiil olduğundan, bu durumdaki kadınların tavaf yapabilmesi için temizlenmeleri şart koşulmuştur.
4. Cami ve Mescide Giriş Yasağı
Gerekmedikçe âdetli veya lohusa bir kadının cami veya mescide girmesi mekruh görülmüştür. Bununla birlikte, bazı İslam bilginleri, eğitim veya zorunlu durumlar için bu yasağın esnetilebileceğini ifade etmişlerdir. Ancak klasik fıkıh kaynaklarında genel olarak şu ifadeler yer alır:
“Âdet ve lohusalık hâlindeki kadınlar, mescitlere girmezler.” (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/13).
5. Kur’an-ı Kerim’e Dokunma ve Okuma Yasağı
Kur’an-ı Kerim’e dokunma ve okuma konusunda âlimler arasında görüş ayrılıkları vardır:
- Cumhur-u ulema (çoğunluk): Kadınların âdet ve lohusalık hâlinde Kur’an-ı Kerim’e dokunmalarının ve onu okumalarının caiz olmadığını belirtmişlerdir. Bunun dayanağı, şu ayettir:
“Ona ancak tertemiz olanlar dokunabilir.” (el-Vâkıa, 56/79).
- Bazı âlimler: Öğrenim ve öğretim gibi durumlarda Kur’an okumanın veya belli bir bez veya eldivenle dokunmanın caiz olduğunu savunmuşlardır. Özellikle Hanefîler, ezberinde olan sureleri zikir niyetiyle okumanın yasak olmadığı görüşündedir.
6. Diğer İbadetler ve Uygulamalar
- Tesbih ve Dua: Âdet ve lohusalık hâlindeki kadınlar, tesbih çekebilir, dua edebilir ve salavat getirebilirler. Bu ibadetler için bir engel yoktur.
- Dini Sohbetler ve İlmi Çalışmalar: Kadınlar bu dönemlerinde dini sohbetlere katılabilir, ilmi çalışmalar yapabilir ve dini kitaplar okuyabilirler.
Bu Yasakların Hikmeti Nedir?
Bu hükümler, İslam’ın temizlik, düzen ve kolaylık prensiplerine dayanmaktadır. Kadınların bu özel dönemlerinde fiziksel ve ruhsal anlamda daha rahat olmaları hedeflenmiştir. Aynı zamanda, ibadetlerdeki bu düzenlemeler, dinin temizliğe ve ruhani arınmaya verdiği önemi göstermektedir.
Sonuç olarak, âdet ve lohusalık hâlleri, kadınların doğal ve fıtri bir hâlidir. Bu durumlarda yapılan düzenlemeler bir yükümlülükten ziyade kolaylaştırma amacını taşır ve dinin genel prensiplerine uygundur.
Kefaret:
Regl döneminde ilişkiye girmek İslam’da haram kılınmıştır. Bu konuda bir kefaret hükmü bulunmamakla birlikte, kişi böyle bir fiilde bulunmuşsa samimiyetle tevbe ve istiğfar etmesi gerekir. Ayrıca pişmanlık duyarak bir daha aynı hatayı tekrarlamamaya niyet etmelidir.
Ancak bazı İslam âlimleri, bu fiilin günahına karşılık bir sadaka verilmesinin uygun olacağını ifade etmişlerdir. Bu görüş, Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) şu hadisinden hareketle ortaya konmuştur:
“Kim hayızlı bir kadınla cinsel ilişkiye girerse, bir dinar veya yarım dinar sadaka versin.” (Ebû Dâvûd, Tahâret, 106; Tirmizî, Tahâret, 102).
1 dinar: Yaklaşık 4,25 gram altına denk gelir.
Bu sadaka, günahı silmez; ancak tevbenin samimiyetini göstermek için bir davranış olarak değerlendirilmiştir.
BENZER KONULAR:
- Adetli (Hayız iken) veya lohusa kadınla cinsel ilişkinin kefareti var mıdır, varsa ne kadardır?
- Hayızlı kadın ile cinsel ilişkinin sınırları nelerdir?
- Hayızlı iken cinsel ilişkiye girmenin kefareti
- Hayız veya lohusalık ne demek
- Eşler arası cinsel ilişki
- Tümünü görüntüle.
- Dini soru sor Cevap Al
- Dini soru sor Cevap Al Sitesi Hakkında Bilgi
- Dini soru sor kimin?
- Dini soru sor imamlar cevaplıyor
- Dini soru sorabileceğim site arıyorum ?
- Tümünü görüntüle.

Answer ( 1 )
Hayızlı veya nifaslı kadınların yapamayacağı bazı şeyler vardır. Bu dönemdeki kadınlar;
a) Cinsel ilişkiye giremezler. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O bir eziyettir (rahatsızlıktır). Ay halinde iken kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın…” (Bakara, 2/222). Bu nedenle kadınlar hayızlı veya nifaslı iken cinsel ilişkiye giremezler ve bu dönemlerinde kadınlarla cinsel ilişkiye girmek haramdır.
b) Namaz kılamaz ve oruç tutamazlar. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.), bu durumdaki kadınların oruç tutmayacağını ve namaz kılmayacağını bildirmiştir (Buhari, Hayz, 6 [304]). Kadınların hayızlı ve nifaslı iken Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde namaz kılmadıkları ve oruç tutmadıkları konusunda sahabenin icması vardır. Bu konuda müctehidler de ittifak halindedir. Bu hallerde kılınmayan namazlar daha sonra kaza edilmez, ancak tutulmayan Ramazan oruçları kaza edilir. Hz. Aişe, hayızlı iken kılınamayan namazların kaza edilip edilemeyeceğini soran bir kadına şöyle cevap vermiştir: “Resulullah zamanında biz hayız gördüğümüzde, orucu kaza etmekle emrolunduk, namazı kaza etmekle emrolunmadık.” (Müslim, Hayz, 67-69 [335]; ayrıca bkz. Buhari, Hayz, 20 [321]).
c) Kabe’yi tavaf edemezler. Hz. Peygamber (s.a.s.), hayızlı olduğu için hac yapamayacağından korkarak ağlayan Hz. Aişe’ye şöyle buyurmuştur: “Kabe’yi tavaf etmek dışında, haccedenlerin yaptığı her şeyi yap.” (Buhari, Hayz, 1 [294]).
d) Gerekmedikçe cami ve mescitlere giremezler (Mevsıli, el-İhtiyar, 1/13; Mevvak, et-Tac, 1/552; Şirbini, Muğni’l-muhtac, 1/279).
e) Hayızlı ve nifaslı kadınların Kur’an-ı Kerim’e dokunmaları ve onu okumaları konusunda ise İslam alimleri farklı görüşler ileri sürmüşlerdir.