Register Now

Login

Lost Password

Lost your password? Please enter your email address. You will receive a link and will create a new password via email.

İnsanlar ve hayvanlar neden bir birini öldürüyor

Question

İnsanlar ve hayvanlar

Dünya üzerinde hayvanlar birbirlerini korkunç bir şekilde boğarak parcaliyarak yiyor. Insanlar dahi bu sekilde yapıyor. Allahın merhameti acıması yok mu ki sistemde herkez herkezi yiyor öldürüyor neden ?

Cevap:

Değerli kardeşimiz,

“Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında, denizler ateşlendiğinde, nefisler eşleştirildiğinde, diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda ‘Hangi günahtan dolayı öldürüldü?’ diye sorulduğunda… Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.” (Tekvir, 81/5-14)

“Her hak sahibine hakkını vereceksiniz, hatta boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan kısas suretiyle hakkı alınacaktır.” (Müslim, Birr 15, 60)

İnsan, kendini ölçü alarak hayvanları anlayamaz:

Öncelikle hayvanların çektiği acıların insanın beyin algısı ve ölüm düşüncesinden yoksun olduğu açık bir husustur.

Hayvanların nasıl bir duygu ile bu acıları yaşadıkları insana kıyaslanmamalıdır. Zira insan beyninin algı mekanizması, alınan duygulara farklı anlam ve içerikler katmaktadır.

Örneğin bir hastanın hastalığından duyduğu acı mekanik bir acı olmakla beraber, umutsuzluk, kimsesizlik, çaresizlik, yokluk, zavallılık gibi algılar insan bilincine ait algılardır.

Gerçekte bizim hastalık dediğimiz de bu keder, hüzün ve ızdırap algımızdan kaynaklıdır.

Hayvanlarda ebedilik veya sonsuzluk gibi bir bilinç algısı olmadığı gibi, yaptıkları işin suç veya kötülük olduğuna dair de bir anlam algıları söz konusu değildir.

Acı duygusunun ise beyin tarafından salgılanan karşı hormonlar ile tolere edildiği veya beynin belli bir titreşim katsayısından sonra algıyı iptal ettiği bilinmektedir.

Dolayısıyla hayvanlara acımak şeklinde duyulan duygu antropik bir algıdan ibarettir.

Hayvanların da kendilerine göre aldıkları lezzetler vardır:

Kaldı ki Kur’an-ı Kerim anlam içeriğinden yoksun hayvanlara ait bu gibi durumların bile adalet ile düzenleneceğini ve acı duygusuna karşılık hayvanlara zevk duygusunun verileceğini göstermektedir.

Hayvanların bedenen ebedi olmamaları ise onlardaki bu algı ve anlam noktasındaki bilinç yokluğudur.

Bazı kimseler, bu ve benzeri sorularda hem antropik bir duruşla hem de bireysel anlamda kendi duygu ve algılarını merkeze alarak evrensel bir yorum zorlaması açığa çıkmaktadır.

Bu ise sonuçta Allah’ın da bir insan gibi düşünülmesine ve O’na asla layık olmayan yanlış ifadelerle güya sorgulanmaya çalışılmasına neden olmaktadır.

Allah, hiçbir şeye benzemez:

İnsan olarak bizim alemimiz bizi bağlar. Ve biz bu alemimizden sorgulanacağız.

Allah-u tealanın sabır ismi olduğu gibi haksızlıklara karşı müntakim ismi de vardır.

Allahu Teala bizlerin düşüncelerinin ürünü olan bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.

Hayvanın başına gelen her şey rahmettir:

Hayvanların çektikleri sıkıntılar, onlar için bir rahmettir. Ebediyen o rahmetten istifade edeceklerdir.

Rahmân ismi, “bütün canlıların, başta rızık olmak üzere, her türlü ihtiyaçlarını rahmetiyle yerine getiren” manasına gelmektedir.

Hayvanlar âleminin görevlerini aksatmadan yerine getirmelerine mükâfat olarak, ahirette onlara mahsus bir saadete kavuşmalarını Rahmân ismi iktiza etmektedir. Buna hem örnek, hem delil olmak üzere hayatını Allah uğrunda feda eden mücahitlerin şehitlik rütbesine ermeleri verilebilir. O şehit, hayatını Allah yolunda feda ettiği gibi, her bir hayvan da yine Allah’ın ona ihsan ettiği cihazlarla O’nun verdiği fıtrî vazifeleri yerine getirerek yaşıyor ve hayatını bu yolda bir bakıma feda ediyor. Onların hayatları da ‘vazife uğrunda ve mücahede işinde telef” oluyor.

Bu sebeple, hayvanların da kendilerine mahsus bir manevî ücret almaları, ahirette ruhanî bir zevk tatmaları Rahmân isminin ayrı bir tecellisi olacaktır.

Her hayvan türünün aldığı lezzet farklıdır:

Hanlıların her bir türü ayrı bir âlemdir. İnsan nevi, bu milyonlarca neviden sadece biridir. Bizler, hayvanların her bir nevinin bu dünya hayatından nasıl bir haz aldıklarını bilemediğimiz gibi, ahiretteki manevî ücretlerini de idrak edemeyiz.

Şu var ki, semada uçan bir kuşla, denizde yüzen bir balığın yahut ormanda gezen bir ceylanın bu dünya hayatından aldıkları lezzetler ve hazlar birbirinden farklı olduğu gibi, bunların ahiretteki manevî lezzetleri de her birinin istidadına göre farklılık gösterecektir. Biz ancak bu farklılığın olması gerektiğine aklen hükmedebiliriz. Ama bu farklı lezzetlerin ve zevklerin mahiyetini ve keyfiyetini anlamamız mümkün değildir.

Hayvanda akıl olmadığı için ölüm acısını hiç düşünmez. Dünyadan ayrılmak gibi bir problemi de yoktur. Sadece kesime yakın bir şeyler hisseder gibi olur.

Her nefis ölümü tadacaktır:

Her nefis ölümü tadacağına göre, hayvanlar da bu kaideye dahildirler.

Cenâb-ı Hak, sonsuz hikmetiyle hayvanlar âlemini “et yiyenler ve bitkiyle beslenenler” olmak üzere iki kısma ayırmıştır. Bütün hayvanlar ot yeselerdi, bütün hayvanların cenazeleri ortada kalacaktı. Bu faraziyeye göre, böcekler de et yemeyeceklerinden bir buçuk milyonu aşan hayvan türlerinin bütün cenazeleri yeryüzünde açıkta bırakılacak, yahut hepsinin toprağa gömülmeleri gerekecekti.

İlâhî hikmet, hayvanların bir kısmını diğerlerine rızık yapmakla hem Rezzak ismini tecelli ettirmekte, hem de Kuddüs isminin tecellisiyle yeryüzünün temizliği ve nezafeti sağlanmış olmaktadır.

Hayvanların terakkisi yoktur:

Her canlının kendine mahsus tespihi ve ibadeti vardır. Bu görevini yapan ve bu dünyadan göçme zamanı gelen bir canlıyı bir başka hayvanın parçalayıp yemesinden, yahut insanların yaptığı gibi kesip yemelerinden rahatsızlık duyanlar şunu unutuyorlar:

Bir insanın bir başkası tarafından öldürülmesiyle bir hayvanın kesilip yenilmesi arasında şöyle önemli bir fark vardır: “İnsan, öldürülmeyip hayatta kalsaydı şu ibadetleri yapabilir, şu hayırları işleyebilir ve şu ilimleri tahsil ederek kemale erebilir, manevî terakkisinde büyük yol alabilirdi.” diye düşünebiliriz. Ama, hayvanlar için böyle bir terakki ve tekâmül söz konusu değil.

Özetle, Allah Hakimdir, abes ve gereksiz iş yapmaz; Rahimdir, merhametiyle muamele eder. Onun hikmetine ve rahmetine itimat etmek, Ona güvenmek ve Ona gerçekten inanmak gerekir…

Benzer Konular:

About Soru

Answer ( 1 )

    0
    2025-02-16T19:32:42+03:00

    İnsanlar ve hayvanlar arasındaki öldürme durumu, doğal ve kültürel faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanabilir. İşte bu konuda bazı temel nedenler:

    1. Doğal Avlanma ve Hayatta Kalma:
    Hayvanlar: Yırtıcı hayvanlar, doğal yaşam döngülerinde avlanma içgüdüsüyle hareket eder. Bu hayvanlar, hayatta kalabilmek ve yavrularını besleyebilmek için başka hayvanları öldürür. Örneğin, aslanlar, kaplanlar ve çakallar gibi yırtıcılar bu kategoride yer alır.
    İnsanlar: İnsanlar da tarihsel olarak avcılık yaparak beslenmişlerdir. Fakat günümüzde bu faaliyet çoğunlukla tarım ve çiftçilikle değiştirilmiştir. Ancak bazı kültürlerde hala avcılık, geleneksel bir aktivite olarak devam etmektedir.
    2. Savunma ve Korunma:
    Hayvanlar: Bazı hayvanlar, kendilerini veya yavrularını korumak amacıyla öldürme davranışı sergileyebilir. Örneğin, bir hayvan tehlikeye girdiğinde savunma amacıyla saldırganlaşabilir.
    İnsanlar: İnsanlar da kendilerini veya sevdiklerini savunmak amacıyla öldürme eylemine başvurabilir. Bu, özellikle savaşlar, çatışmalar veya tehditler karşısında daha belirgin hale gelir.
    3. Yiyecek ve Kaynak Rekabeti:
    Hayvanlar: Hayvanlar, kaynaklar (su, yiyecek, yaşam alanı) için birbirleriyle rekabet ederler. Bu rekabet zaman zaman ölümlere yol açabilir. Özellikle av alanı veya üreme alanı üzerindeki mücadeleler, hayvanlar arasında şiddetli çatışmalara neden olabilir.
    İnsanlar: İnsanlar da doğal kaynaklar ve yaşam alanları için rekabet ederler. Bu tür çatışmalar bazen savaşlara, soykırımlara veya şiddetli kavgaya yol açabilir.
    4. İnsan Etkisi:
    Hayvanlar: İnsanların çevreyi değiştirmesi, hayvanların yaşam alanlarını daraltması, avcılık ve aşırı avlanma gibi sebeplerle hayvanlar öldürülebilir. Ayrıca, bazı hayvan türleri insanlar tarafından öldürülüp, tehdit olarak görüldükleri için yok edilebilir.
    İnsanlar: İnsanların başka insanlara karşı öldürme eylemleri genellikle sosyal, politik, ekonomik veya kültürel sebeplerle gerçekleşir. Bu eylemler, savaşlar, cinayetler, terör eylemleri veya bireysel nefretin bir sonucu olabilir.
    5. Zihinsel ve Duygusal Durumlar:
    İnsanlar: İnsanlar, öfke, kıskanlık, depresyon, psikolojik rahatsızlıklar veya travmalar nedeniyle de şiddet eğilimleri gösterebilirler. Bu tür duygusal ve zihinsel durumlar, insanların başkalarına zarar vermelerine neden olabilir.
    Hayvanlar: Bazı hayvanlar, tecrübe etmedikleri bir durumla karşılaştıklarında strese girip saldırganlaşabilirler. Bu, özellikle tutsak hayvanlarda görülebilir.
    Özetle, insanlar ve hayvanlar arasında öldürme eylemleri farklı sebeplerle ortaya çıkabilir. Bu, doğanın bir parçası, hayatta kalma mücadelesi, savunma, kaynak savaşları, insan etkisi ve duygusal durumlar gibi bir dizi faktörün birleşimidir.

Leave an answer