Share
Çocuk evliliği
Question
Çocuk evliliği

Selamün aleyküm Hocam.Hocam Talak süresi 4 ayete göre buluğa ermemiş kız çoçukla evlenmek yorumu cıkıyormu? orada iddet beklemek var o ayeti anlatsanız sevinirim tefsilerde yalnışlıkmı var?
Answer ( 1 )
Yaşı Büyük Veya Küçük Olduğu İçin Hayız Görmeyen Kadının İddeti
Talak Suresi
4. ayet – Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlar, -eğer şüphe eder- seniz- onların iddeti üç aydır. Henüz hayız görmeyenlerin de- Hami- lelerin iddetleri ise doğum yapmalarıdır- Kim Allah’tan k°rkarsa- o kendisine işinde bir kolaylık verir.
5. ayet – İşte bu Allah’ın size indirdiği emridir. Kim Allah’tan korkarsa, onun kusurlarını örter, onun mükâfatını büyütür.
Nüzul Sebebi
“Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlar…” ayetinin (4. ayet) nüzul sebebiyle ilgili olarak İbni Cerir, İshak b. Rahuveyh, Hakim ve Bey-haki’den rivayetine göre Übey b. Ka’b şöyle dedi: Kadınların iddetleri hakkında Bakara süresindeki ayet nazil olunca bir kısım insanlar kadınların iddetlerinden bazıları zikredilmedi, dediler. Bunlar: Küçükler, hayızdan kesilen büyükler ve hamilelerdir. Bunun üzerine sadedinde bulunduğumuz bu ayet nazil oldu.
Mukatil’in rivayetine göre bu ayet nazil olduğunda Hallad b. Numan: “Ya Rasulallah, henüz hayız görmeyen, hayızdan kesilen, hamile olan kadınların iddeti nedir?” deyince bu ayet nazil oldu. Rivayete göre bu ayet Muaz b. Cebel’in hayızdan kesilmiş yaşlı kadının iddetini sorması üzerine nazil olmuştur.
Ayetlerin tefsiri / Açıklaması:
“Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlar -eğer şüphe ederseniz-, onların iddeti üç aydır. Henüz hayız görmeyenlerin de.” Yani yaşı elli beş veya altmışa ulaşmış olup yaşlılıktan dolayı hayızdan kesilmiş olan kadınlar, Bakara suresinin 228. ayetinde beyan edildiği gibi hayız çağındakilerin iddet için üç kur’u beklemelerine mukabil, bunların iddeti -eğer iddet-lerinin nasıl olacağında şüphe eder, bilemiyecek olursanız- üç aydır. Henüz bulûğ çağına gelmemiş olanların iddeti de hayız çağını geçmiş olanlar gibi üç aydır.
“Hamilelerin iddeti ise doğum yapmalarıdır.” Yani alimlerin cumhuruna göre hamile olanların iddeti, ister talâktan ister ölümden sonra olsun, çok kısa bir zaman sonra da olsa doğum yapmaları ile sona erer. Ah-med b. Hanbel ve Kütübü Sitte sahiplerinin Misver b. Mahrame’den rivayet ettiği şu hadise buna delildir: Eşlem kabilesinden Haris kızı Sübey’a’nm kocası Sa’d b. Havle vefat etmişti. Sübey’a hamile idi. Bir rivayete göre yirmi üç gün sonra doğum yaptı. Nifas günlerini bitirince kendisini istediler. Nikâh konusunda Rasulullah’tan (s.a.) izin istedi, Rasulullah izin verdi. O da evlendi.
Bir rivayete göre de kıssa şöyledir: Ebu Senabil Sübey’a’yı gördü ve “Hayırdır, süslenmişsin, herhalde evlenmek istiyorsun, vallahi üzerinden dört ay on gün geçmeden evlenemezsin.” dedi. Sübey’a devamını şöyle anlatıyor: “Ebu Senabil bana böyle söyleyince üstümü giyindim, akşamleyin doğru Rasulullah’a gittim ve bu meseleyi ona sordum. Rasulullah doğum yaptığım zaman artık evlenmemin helâl olduğuna fetva verdi ve fırsat çıkarsa evlenmemi emretti.”
Ebu Davud, Nesei ve İbni Mace’nin rivayetine göre İbni Mesud şöyle dedi: “Kısa Nisa (talâk) süresindeki “Hamilelerin iddeti” ayeti kerimesinin, Bakara süresindeki “Dört ay on gün” ayetinden şu kadar ay sonra indiği konusunda kim isterse iddialaşınm.”
Hz. Ali ve İbni Abbas ise Talâk süresindeki bu ayet ile Bakara süresindeki “Dört ay on gün” ayetinin her ikisi ile de amel ederek “Kocası ölen hamile kadın iki iddetin en uzununu bekler.” demişlerdir.
Aslında bu yapılan ne iki nassı birleştirmek, ne de her birinin umumlarının gereğince amel etmektir. Bu olsa olsa iki müddeti birleştirmektir. Zira biz dört ay on gün dolmadan önce doğum yapan kadının iddetinin bitmediğine hükmedersek o takdirde “Hamilelerin iddeti doğum yapmalarıdır.” ayetindeki meseleyi zamana bağlamanın gereğini hiçe saymış oluruz. Aynı şekilde dört ay on gün geçtiği halde henüz doğum yapmayan hamile kadının iddetinin bitmediğine hükmedersek “Kocası ölen kadınlar dört ay on gün beklesinler.” ayetindeki hükmün gereğini de hiçe saymış oluruz.
“Kim Allah’tan korkarsa, O kendisine işinde bir kolaylık verir.” Yani Allah’tan kim korkar, cezasından ürperir de Allah’ın emrettiklerine uyar nehyettiklerinden kaçınırsa, dünyada ve ahirette bütün işlerini kolaylaştırır. Bu ifade, dünya ve ahirette takvanın faziletini beyan etmektedir.
“İşte bu, Allah’ın size indirdiği emridir. Kim Allah’tan korkarsa, onun kusurlarını örter, onun mükâfatını büyütür.” Yani talâk, iddet ve mesken konusunda yukarıda geçen bütün hükümler Allah’ın kullarına emrettiği ve onlara Kur’an’ında indirdiği emirleridir. Kim farzlarını eda ederek günah saydıklarından kaçınarak Allah’tan korkarsa “İyilikler hiç şüphesiz kötülükleri giderir.” (Hud, 11/114) ayetinde de vaad ettiği gibi Allah onun amel defterinden günahlarını siler ve bunlar yüzünden onu hesaba çekmez, iyiliklerinin karşılığını kat kat artırır, ameline bol sevaplar ihsan eder. Allah Tealâ tekit için, kurtuluşun, dünya ve ahiret saadetinin direği olduğu için takva emrini burada da tekrar etmiştir.
Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler:
Bu ayetler şu hususlara işaret etmektedir:
1- Yaşlılık sebebiyle hayızdan kesilen ve yaşı küçük olması sebebiyle henüz hayız görmeye başlamayan kadının iddeti, hayız görenlerin üç kur’luk iddetine mukabil üç aydır. Hayızdan kesilme yaşı Hanbelilerin tespitine göre elli, Hanefilere göre ellibeş, Şafiilere göre altmışiki, Malikilere göre yetmiştir.
Hastalık veya süt emzirme hali olmadığı halde hayzı geciken kadın dokuz ayı hamilelik ihtimaline binaen olmak üzere bir sene bekler. İd-detinde şüphe edilen kadın da aynı şekilde şüpheden kutulmak için istibra yolu ile hamile olmadığını anlayıncaya kadar nikahlanmaz. Ancak bu şüphenin kalkmasıyla iddetten çıkar. Maliki ve Hanbelilere göre bu hallerdeki kadın iddet için, hayızdan kesildikten sonra bir yıl bekler. Bunun dokuz ayı hamilelik müddetidir. Çünkü hamilelik müddeti çoğunlukta dokuz aydır. Sonra üç ayda iddet için olmak üzere tam bir yıl bekledikten sonra nikâhlanması helâl olur. Hanefi ve Şafiilere göre bu haldeki kadın, hayız görünceye veya hayızdan kesilme yaşına gelinceye kadar öylece kalır, sonra üç ay iddet bekler.
Hastalık yüzünden hayız görmüyorsa, İmam Malik’e göre aynı şekilde önce dokuz ay sonra üç ay bekler. Süt emzirdiği için hayzı kesilen kadına gelince: Malikilere göre süt emzirme müddeti olan iki yıl geçtikten sonra bir yıl daha beklemek suretiyle iddetini tamamlar. O bir yılın son gününde dahi hayız görecek olursa, üçüncü hayzı görünceye kadar bekler.
Bir rahatsızlık veya devamlı kanama olması sebebiyle hayız düzeni bilinmeyen kadının iddeti Malikilere göre bir senedir: Dokuz ay istibra, yani hamile olup olmadığı şüphesinin gitmesi için bekler, çünkü genelde hamilelik müddeti dokuz aydır. Üç ay da iddet için bekler. Bundan sonra evlenmesi helâl olur.
Hanefilere göre bu haldeki kadının iddeti yedi ayda biter: Her temizliği iki aydan üç temizlik müddeti altı. ay farzedilir. Üç hayzı da ihtiyaten bir ay kabul edilir.
Şafii ve Hanbelilere göre hayız vakitlerini unutmuş, rahminden devamlı kan gelen (istihazalı) kadının iddeti ile hayız görmeye yeni başlamış kadının iddeti, hayız çağından çıkmış kadının iddeti gibi üç aydır. Çünkü Rasulullah (s.a.) Cahş kızı Hamne’ye her ayın altı veya yedi gününde oturmasını emretti. Yani her aydan altı veya yedi günü hayız günleri olarak kabul etti.
2- İster boşanmış ister kocası ölmüş olsun hamilenin iddeti doğum yapmasıyla sona erer. Malikilere göre bir kan pıhtısı veya et parçası doğur-masıyla iddeti biter. Ebu Hanife ve Şafii’ye ancak çocuk denilebilecek bir şey doğurmasıyla sona erer.
3- Kim isyan ve günah sayılacak şeylerden kaçınma konusunda Allah’tan korkarsa, Allah ibadet ve taat sayılan şeylerde onu muvaffak kılmak suretiyle işinde bir kolaylık ihsan eder. Dahhak şöyle dedi: “Kim sünnet üzere talâk verme hususunda Allah’tan korkarsa ricat (hanımını geri alma) konusunda işinde ona bir kolaylık ihsan eder.” Sonra Allah Tealâ tekrar takvayı tavsiye ederek kim kendisine itaat ederse, iki namaz arası ve iki cuma arası işlediği günahlarını affedeceğini ve ahirette sevabını çoğaltacağını vaad etmiştir.
4- Yukarıda zikri geçen hükümler Allah Tealâ’nm insanlar için indirip onlara açıkladığı emirleridir