Hanefî fakihlerinden Serahsî, anılan ayırıma ilâveten zekâta tâbi olup olmamasına göre bir başka tasnif yapar. Yer altından çıkarılan madenler üç kısımdır.
1. Katı olup eritilebilen ve dökümü yapılabilen madenler: Altın, gümüş, demir, bakır gibi.
2. Eritilmeye uygun olmayan katı madenler: Mermer, kireç taşı, kömür gibi.
3. Sıvı olup katılaşmayan madenler: Cıva ve petrol gibi. Hanefî fakihlerine göre katı olup eritilebilen ve dökümü yapılabilen altın, gümüş, demir, bakır gibi madenler zekâta tâbidir. Eritilmeye uygun olmayan yakut, zümrüt, mermer, kireç taşı gibi madenlerle sıvı olup katılaşmayan cıva, petrol gibi madenler ise zekâta tâbi değildir (el-Mebsûṭ, II, 211).
Şâfiî’ye göre sadece altın ve gümüş zekâta tâbi olup bunların dışında kalan bütün madenler zekâttan istisna edilmiştir (el-Üm, II, 36).
Mâlik b. Enes’in de yalnız altın ve gümüş madenlerini zekâta tâbi kabul ettiği anlaşılmaktadır. Mâlikî mezhebinde genellikle madenlerin her çeşidini devlete ait kabul eden görüş hâkimdir. İmam Mâlik’e göre barış yoluyla alınan yerlerin sahiplerinin arazilerinde buldukları madenler kendilerine aittir. Bu madenler altın ve gümüşse onların zekâtını verirler. Fakat savaşla fethedilen ve mülkiyeti müslümanlara ait bulunan topraklarda çıkan madenler hangi türden olursa olsun beytülmâle aittir. Devlet başkanı bunlar üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunur (Sahnûn, II, 52).
Hanbelî fakihlerine göre ise yerden çıkan bütün madenler zekâta tâbidir. Bunlar ister altın, gümüş, demir, bakır gibi eritilip dökümü yapılabilir cinsten olsun ister yakut, zümrüt, sürme gibi sert olup eritilemeyen madenler olsun isterse zift, neft, petrol gibi sıvı halde bulunan madenlerden olsun hüküm değişmez (İbn Kudâme, III, 23-24).
Petrol, genel olarak ticaret malı olarak kabul edilir. İslam hukukuna göre, ticaret malı olarak kabul edilen varlıkların zekâtı verilir. Petrol, bu kategoriye girdiği için zekâtı verilmesi gereken bir maldır.
Zekât, İslam’da malın belirli bir kısmının fakirlere verilmesi gerektiğini belirten bir ibadettir. Zekât, malın üzerinden bir yıl geçtikten sonra verilmesi gereken %2,5’lik bir oranla hesaplanır. Petrolün zekâtı da bu kurallara tabi olabilir, ancak bu hesaplama genellikle şu şekilde yapılır:
Petrolün Değeri: Petrolün değeri, bulunduğu yer ve zamana göre değişir. Zekât hesaplamak için petrolün piyasa değerine bakılır.
Petrolü İşleyen Kişi veya Şirket: Petrolü üreten veya işleyen kişi veya şirketin yıllık gelirine göre zekât hesaplanır. Eğer kişi veya şirket, petrolü bir ticaret malı olarak satıyorsa, buna göre zekât verilmelidir.
Bazı İslam alimleri, petrolün kullanım amacına, kazanç elde etme şekline ve diğer faktörlere göre zekâtın uygulanma biçiminde farklı görüşler öne sürebilirler. Bunun için yerel bir dini otoriteye danışmak faydalı olabilir.
Sonuç olarak, petrolün zekâtı, onun ticaret malı olarak kabul edilmesi nedeniyle genellikle vardır ve zekât oranı %2,5 civarındadır. Ancak bu hesaplama, uzman bir kişi veya dini otorite tarafından yapılmalıdır.
Answers ( 2 )
Petrolün zekatı nasıl çıkarılır
Hanefî fakihlerinden Serahsî, anılan ayırıma ilâveten zekâta tâbi olup olmamasına göre bir başka tasnif yapar. Yer altından çıkarılan madenler üç kısımdır.
1. Katı olup eritilebilen ve dökümü yapılabilen madenler: Altın, gümüş, demir, bakır gibi.
2. Eritilmeye uygun olmayan katı madenler: Mermer, kireç taşı, kömür gibi.
3. Sıvı olup katılaşmayan madenler: Cıva ve petrol gibi. Hanefî fakihlerine göre katı olup eritilebilen ve dökümü yapılabilen altın, gümüş, demir, bakır gibi madenler zekâta tâbidir. Eritilmeye uygun olmayan yakut, zümrüt, mermer, kireç taşı gibi madenlerle sıvı olup katılaşmayan cıva, petrol gibi madenler ise zekâta tâbi değildir (el-Mebsûṭ, II, 211).
Şâfiî’ye göre sadece altın ve gümüş zekâta tâbi olup bunların dışında kalan bütün madenler zekâttan istisna edilmiştir (el-Üm, II, 36).
Mâlik b. Enes’in de yalnız altın ve gümüş madenlerini zekâta tâbi kabul ettiği anlaşılmaktadır. Mâlikî mezhebinde genellikle madenlerin her çeşidini devlete ait kabul eden görüş hâkimdir. İmam Mâlik’e göre barış yoluyla alınan yerlerin sahiplerinin arazilerinde buldukları madenler kendilerine aittir. Bu madenler altın ve gümüşse onların zekâtını verirler. Fakat savaşla fethedilen ve mülkiyeti müslümanlara ait bulunan topraklarda çıkan madenler hangi türden olursa olsun beytülmâle aittir. Devlet başkanı bunlar üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunur (Sahnûn, II, 52).
Hanbelî fakihlerine göre ise yerden çıkan bütün madenler zekâta tâbidir. Bunlar ister altın, gümüş, demir, bakır gibi eritilip dökümü yapılabilir cinsten olsun ister yakut, zümrüt, sürme gibi sert olup eritilemeyen madenler olsun isterse zift, neft, petrol gibi sıvı halde bulunan madenlerden olsun hüküm değişmez (İbn Kudâme, III, 23-24).
Petrol, genel olarak ticaret malı olarak kabul edilir. İslam hukukuna göre, ticaret malı olarak kabul edilen varlıkların zekâtı verilir. Petrol, bu kategoriye girdiği için zekâtı verilmesi gereken bir maldır.
Zekât, İslam’da malın belirli bir kısmının fakirlere verilmesi gerektiğini belirten bir ibadettir. Zekât, malın üzerinden bir yıl geçtikten sonra verilmesi gereken %2,5’lik bir oranla hesaplanır. Petrolün zekâtı da bu kurallara tabi olabilir, ancak bu hesaplama genellikle şu şekilde yapılır:
Petrolün Değeri: Petrolün değeri, bulunduğu yer ve zamana göre değişir. Zekât hesaplamak için petrolün piyasa değerine bakılır.
Petrolü İşleyen Kişi veya Şirket: Petrolü üreten veya işleyen kişi veya şirketin yıllık gelirine göre zekât hesaplanır. Eğer kişi veya şirket, petrolü bir ticaret malı olarak satıyorsa, buna göre zekât verilmelidir.
Bazı İslam alimleri, petrolün kullanım amacına, kazanç elde etme şekline ve diğer faktörlere göre zekâtın uygulanma biçiminde farklı görüşler öne sürebilirler. Bunun için yerel bir dini otoriteye danışmak faydalı olabilir.
Sonuç olarak, petrolün zekâtı, onun ticaret malı olarak kabul edilmesi nedeniyle genellikle vardır ve zekât oranı %2,5 civarındadır. Ancak bu hesaplama, uzman bir kişi veya dini otorite tarafından yapılmalıdır.