Share
Özürlü Olanlar Ve Cihad
Question
6.A’ma Ve Clhad
a. Hanefî Mezhebi:
Acizliğinden dolayı a’mâya cihad farz değildir. Çünkü Hz. Allah ….a’mâya harec yoktur buyurmuştur. (Fetih/17)
Bu ayet, özür sahibi oldukları için cihada katılamayanlar hakkında nazil olmuştur. [284]
b. Mâlikî Mezhebi:
A’mâdan cihad (ile ilgili emir) düşer. [285]
c. Şafiî Mezhebi:
Mecmu’da. şöyle denmektedir: “A’mâ savaşa katılmaya elverişli değildir. Ancak hacc konusunda durum böyle değildir. [286]
Eşbah’tada: “A’mâya cihad yoktur” denilmiştir. [287]
d. Hanbelî Mezhebi:
Muğni’dz şöyle denmektedir: “Cihadın farz olması için sağlıklı olmak şarttır. Sağlıklı olmanın şartlarından biri de a’mâ olmamaktır. Çünkü Hz. Allah: “A’mâya harec yoktur” (Fetih/17) buyurmuştur.
“Bilindiği üzere a’mâ olmak, cihadı engelleyen mazeretlerden biridir. [288]
İbn Teymiye Siyaset-i Şer’iyye isimli kitabında şöyle diyor: “Meşru savaşın aslı cihaddır. Cihadın maksadı dini Allah için hâlis kılmak, Allah’ın sözünü en yüce eylemektir. Buna kim engel olursa onunla savaşılır. Bu hususta müslümanlann ittifakı vardır. Savaşmaya elverişli olmayan kadın, çocuk, ihtiyar, din adamı, a’mâ, kötürüm ve benzerleri âlimlerin çoğunluğuna göre (savaş sırasında) öldürülmez. Ancak bunlardan söz ile veya fiilen savaşa katılanlar olursa öldürülür. Her ne kadar sadece kâfir oldukları için kadınlar ve çocuklar dışında hepsinin öldürülmesi görüşünde olan âlimler varsa da bu âlimler kadınların ve çocukların ganimet olduğundan öldürülmez demişlerdir- doğru olan birinci görüştür.[289]
Muğni’de: “Cihad sırasında a’mâ öldürülmez. Çünkü o savaş ehli değildir. Eğer savaşa katılırsa veya savaşa yardım eden bir görüş sahibi ise öldürülür” denmiştir. [290]
e. Zahirî Mezhebi:
İbn Hazm’ın Muhallâ’sında şöyle denmektedir: “Müşrik olan a’mânın savaş sırasında öldürülmesi caiz olduğu gibi öldürülmemesi de caizdir. Çünkü Hz. Allah şöyle buyurmuştur:
Müşrikleri nerede bulursanız Öldürün. Onları yakalayın ve hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tev-be eder, namazı dosdoğru kılar, zekâtı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. (Tevbe/5)
“Ayetteki müslüman olmadığı sürece müşrikin öldürülme emri, a’mâyı da içine alan genel bir ifadedir.”
İbn Hazm buna aykın görüşte olanların delillerini ve tenkidini de zikretmektedir. [291]
f. Zeydiyye Mezhebi:
Şevkâni Neyl’ül-Evîar’mda. Hz. Peygamber’in ihtiyar, çocuk ve kadınların savaşta öldürülmemelerini tavsiye ettiği hadislere yer vermiş ve daha sonra şöyle demiştir: “Hadislerde bildirilen ortak özellikten hareketle -ki bu ortak özellik savaş sırasında faydası ve zararı olmamaktır- a’mâ, kötürüm ve benzerleri, yani bir fayda ve zararı söz konusu olmayanlar da öldürülmezler.[292]
g. İmamiyye (Caferiyye) Mezhebi:
Ravdat’ul-Behiyye isimli eserde şöyle denilmektedir: “Kendilerine cihad farz olan kişilerde görme özelliği olması şarttır. Kendisine rehber olacak birini ve bineği bulsa bile a’mâya cihad farz değildir. Bu müşriklerle onları İslâm’a davet için yapılan cihada göredir. Müslümanları baskısı altında bulunduran ve memleketlerini istila edip mallarım alma korkusu olan -sayıları az da olsa- kâfirlere karşı koyacak savaşta ise gücü yeten herkese bunlara karşı koymak farz olur. Bu hususta kadın erkek, hür, köle, sağlıklı, hasta ve a’mâ eşittir. [293]
Muhtasar’un-Nâfı’de şöyle denmektedir: “Cihadın farz olması için gereken şartlardan biri, a’mâ olmamaktır. [294],
Answer ( 1 )
“Özürlü olanlar ve cihad” konusu, hem dinî hem de etik açıdan tartışmalı bir alandır ve çeşitli kültürlerde farklı şekillerde ele alınır. İslam’da cihad genellikle Allah’ın yolunda mücadele etmek olarak anlaşılır, ancak bu mücadelenin şekli, amacı ve kime yönelik olduğu konusunda farklı görüşler vardır.
Cihadın, fiziksel bir savaşın ötesinde, manevi bir mücadelenin de olduğu öğretilir. Bu manevi mücadele, bireyin nefsine karşı, kötü alışkanlıklarla ve isyanla savaşmasını içerir. Özürlü bireyler, bedensel ya da zihinsel engelleri nedeniyle fiziksel mücadelelere katılamazlar. Ancak, İslam’da cihad yalnızca fiziksel savaşla sınırlı değildir. İmanlarını güçlendirmek, iyi işler yapmak ve topluma hizmet etmek de bir tür cihad olarak kabul edilebilir.
Bu açıdan bakıldığında, özürlü bireyler de cihadın manevi boyutunda aktif olabilirler. İslam öğretisi, engelli bireylerin de Allah’a yakınlaşmak için kendi çabalarını ve ibadetlerini artırabileceklerini vurgular. Her bireyin koşulları farklı olsa da, İslam’da Allah’ın her kulunu eşit şekilde değerli kıldığına inanılır.
Bu tür konulara yaklaşırken, farklı toplumların, dinî öğretilerin ve kültürel yorumların farklı bakış açıları sunduğunu göz önünde bulundurmak önemlidir.