Gıybet nedir, Gıybet yapmak haram mıdır?

Hoca

Gıybet Haram mıdır, Neden?

Toplum yapısını ayakta tutan dinamikleri sarsan bazı virüsler vardır.

Bu virüslerden bir tanesi ve belki de en önemlisi gıybettir.

Gıybet Efendimiz’in ifadeleriyle, mü’min kardeşinin hoşuna gitmediği bir şeyi onun gıyabında söylemektir.

Allah, gıybeti net bir ifadeyle haram kılmış ve gıybet edeni ölü kardeşinin etini yemeye benzetmiştir.

Gıybetin haram olduğuna dair Efendimiz’den de rivayet edilen pek çok hadis vardır. Esasında çok geniş bir konu olan gıybeti bir makalenin dar kalıpları içinde mütalaa etmek oldukça zor. Ancak günlük hayatta çokça kullandığımız ama çoğu zaman bunun farkında bile olamadığımız,belki de şeytanın sağdan yaklaşması neticesinde ağzımızdan çıkan bazı gıybet lafızları var. Bu lafızlardan başlayarak gıybet hakkında genel bir değerlendirmede bulunalım.

Bu gıybet lafızlarından bir tanesi.. “Ya şimdi biliyorum gıybet olacak ama..” diye başlıyor, ondan sonra gelecek olan ifadelere adeta bir masumiyet urbası giydiriliyor.İkincisi ” ben gıybet etmiyorum ki.. doğrusunu söylüyorum.. O bunların hepsini yapıyor zaten..”Bu da çokça kullanılan bir ifade kalıbı.. zaten kişide olan şeyleri onun arkasından söylemek gıybettir.. Eğer söylenilen şeyler kişide yoksa o zaman o kişiye iftira atılmış oluyor ki bu daha kötü bir günahtır.

 Bir diğer ifade kalıbı: “Ben arkasından konuşmuyorum ki.. Şimdi burada olsa yüzüne karşı da söylerim..” bu da ayrı bir gıybet lafzı.. Aslında itiraf etmek gerekir ki, o kişi o anda orada olsa söylediği şeyleri yüzüne karşı söylemesi mümkün değildir.

Bir diğer gıybet lafzı ki bu en büyük ve en tehlikeli gıybet oluyor.. mesela “Falan kişi mi.. siz onu bilmiyorsunuz.. onun daha neleri var neleri.. ama gıybet olur diye korkuyor ve söylemiyorum.”Bu ifade bunu söyleyen kişinin kasdettiği şeyleri söylemesinden çok daha büyük bir gıybettir. Çünkü burada müphem bir isnat vardır. Zira orada bulunan kişilerin aklına acaba bu şahıs, zina mı yaptı, içki mi içti, kumar mı oynadı gibi şeylerin hepsi birden gelebilir. Çünkü ortada net bir durum yoktur.

Son olarak da birden fazla topluluklar ile ilgili yapılan gıybet lafızları var.. mesela ” falan grubun adamları var ya işte onlar şöyle şöyle..”Bu da çok ağır bir gıybettir. Çünkü bir cemaati gıybet eden aynı zamanda o cemaatin bütün fertlerini gıybet etmiş sayılır. Ve o fertlerin bütününe haklarını helal ettirmesi gerekmektedir ki, bu da çok zor hatta imkansız gibi görünmektedir.

Gıybet günahından temizlenmek için önce tevbe-istiğfar edilmeli, gıybet yapılan kişiden helallik istenmeli ve o kişiye dua edilmelidir.Yazımızı bir büyüğümüzün bir sohbetlerinde dile getirdiği şu ifadeler ile noktalayalım: “Problemleri çözme neyse ama onların intikalinde gıybetlere girme yok mu, işte onlar beni mahv ediyor. İmanlı sinelerde, imanlı dillerde bu kafir sıfatını görmeye hiç tahammül edemiyorum. Ben sizlerden rica edeyim. Allah aşkına bu türlü davranışları hayatımızdan silip atalım. Zira bu duruma gelen hizmeti hafizanallah yiyip bitirecek iftirak ve gıybet virüsünden başka bir şey bilmiyorum. Hele gıybet, hele gıybet.. Mesela bu daire içinde öyle arkadaşlar tanıyorum ki, zinaya karşı olabildiğine kapalı, yediği-içtiği, giydiği şeylerde harama kilitli, namazları çok mükemmel fakat gel gör ki gıybetin merkezinde. Halbuki gıybet de en azından zina ölçüsünde haram. Onun için tekrar rica ediyorum birilerini çekiştiren, her fırsatta gıybeteden insanlara karşı ortaklaşa bir tavır alalım. Konuşmayalım, konuşturmayalım o insanları. Bulunduğumuz ortamları iftirak ve gıybete namüsait hale getirelim.”

Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]

Gıybet nedir, Gıybet yapmak haram mıdır?

Konusuda Soru Sormak İster Misiniz ? Yorum ve Düşüncelerinizin Bizim İçin Değerlidir.

Hoca

Cuma Hutbesi: “Kardeşliğe Saplanan Hançer: Gıybet”

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden ya hayır konuşsun ya da sussun.” (Buhârî, Rikâk, 23)

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اجْتَنِبُوا كَث۪يرًا مِنَ الظَّنِّۚ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًاۜ اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ اَخ۪يهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ تَوَّابٌ رَح۪يمٌ

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ…

Cumanız Mübarek Olsun Aziz Müminler!

Bir gün Peygamberimiz (s.a.s)’in eşi Aişe validemiz, Safiyye validemizin boyunun kısa olduğunu ima etmişti. Bunun üzerine Allah’ın Resûlü şu ikazıyla gıybetin ne kadar kötü bir tutum olduğuna dikkat çekti: “Ey Aişe! Sen öyle bir söz söyledin ki, o söz denize karışsaydı denizin suyunu bile kirletirdi.”[1]

Aziz Müminler!

Gıybet, bir kardeşimizi hoş olmayan sözlerle anmaktır. Yokluğunda onun onur ve haysiyetini zedelemektir. Kul hakkına girmektir. Gıybet, güven ve samimiyete, huzur ve muhabbete, birlik ve beraberliğe, hâsılı kardeşliğe saplanan bir hançerdir. İnsanlıkla bağdaşmayan, mümine yakışmayan, bireyi ve toplumu sarsan çirkin bir tutum ve davranıştır.  Bu yüzden Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurarak gıybeti haram kılmıştır: “Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü öyle zanlar vardır ki günahtır. Birbirinizin özelini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Biriniz ölmüş bir kardeşinin etini yemekten hiç hoşlanır mı? Bundan tiksindiniz değil mi? O hâlde Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok merhametlidir.”[2] 

Kardeşlerim!

Bizler, birbirine iman kardeşliği ile bağlı müminleriz. Bu kardeşlik, bir binanın birbirine kenetlenmiş yapı taşları gibi sapasağlam bir kardeşliktir. Bu kardeşlikte kardeşler birbirine emanettir. Kardeşimizin canı bizim canımızdır. Onur ve haysiyeti bizim onur ve haysiyetimizdir. Birbirimizi en ufak bir îma ile dahi incitmemek bu kardeşliğin bir gereğidir. Gönül erlerinden birinin şu sözü bu gerçeği ne de veciz ifade etmektedir: “Sakın incitme bir canı. Yıkarsın arş-ı Rahmân’ı.”

Aziz Kardeşlerim!

Günlük hayatımızda zihinlerimiz türlü haberlerle yorgun düşmektedir. Kulaklarımız, arzu edilen edilmeyen nice sözler işitmektedir. Özellikle kitle iletişim araçları ve sosyal medyada çoğu zaman dedikodu, yalan, iftira gibi çirkin sözler, ilgi ve merak uyandıracak şekilde sunulabilmektedir. Zaman zaman sorumsuz ve şuursuzca yayınlanan asılsız haber ve yorumlarla insanların onur ve haysiyeti hedef alınabilmektedir. Oysa Peygamberimiz (s.a.s), Müslümanı “elinden ve dilinden emin olunan insan”[3] diye tanımlamıştır.

Kardeşlerim!

Resûlullah (s.a.s), şu hadisiyle gıybet, dedikodu, su-i zan ve özel halleri araştırma gibi mümine yakışmayan durumlardan uzak durmayı emretmiştir: “Birbirinizin gıybetini yapmayın. Gizli hâllerinizi araştırmayın. Çünkü her kim insanların gizli hâllerini araştırırsa Allah da onun gizli hâlini araştırır. Ve neticede onu evinde bile olsa rezil eder.”[4]

Resûl-i Ekrem Efendimiz, “Allah’a ve ahiret gününe iman eden ya hayır konuşsun ya da sussun.”[5] buyurmuştur. Her duyduğunu söylemesinin, kişiye günah olarak yeteceğini bildirmiştir.[6]

Heyhât! Gelin görün ki bugün bir sektör haline gelen yalan, iftira, gıybet ve dedikodu ile kimilerince algı operasyonları yürütülmektedir. Bu tür olumsuzluklarla, birey ve toplumun huzur ve sükûnetine büyük zararlar verilmektedir.

Değerli Kardeşlerim!

Dilimiz, fitne ve fesat için değil; her daim güven ve itimat, huzur ve sükûnet için dönsün. Sözlerimiz, gıybet ve dedikodu, iftira ve yalan için değil; sadakat ve doğruluk için dökülsün. Kelamımız, kin, nefret ve düşmanlığa değil; ülfet, muhabbet ve kardeşliğe vesile olsun. Unutmayalım ki, o büyük gün ebedi nimetlere kavuşacak olanlar, zihnine, gönlüne, diline, eline, hâsılı bütün bedenine sahip çıkan ve hayata mümince bakanlardır.

Hutbemizi Peygamberimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitirmek istiyorum:

 “Allah’ım! Kulağımın, gözümün ve dilimin şerrinden, kalbimin kötülüğünden sana sığınırım.”[7]

 


[1] Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 51; Ebû Dâvûd, Edeb, 35.

[2] Hucurât, 49/12.

[3] Buhârî, Îmân, 4.

[4] Ebû Dâvûd, Edeb, 35.

[5] Buhârî, Rikâk, 23.

[6] Ebû Dâvûd, Edeb, 80.

[7] Tirmizî, Daavât, 74; Ebû Dâvûd, Vitir, 32.

Konuya Bir Cevap Yazın

  • 37 Kayıtlı Üye
  • 3314 Konu
  • 3890 Cevap
  • Son Üye nurella